🎄 Iğne Tedavisi Ile Kilo Alma

Altınİğne Tedavileri; Cildi gençleştirmek ve kırışıklık tedavilerinde; Boyun bölgesindeki sarkma ve kırışıklıklarda; Yüz veya vücuttaki izlerin tedavisinde; Sivilce izlerinin tedavisinde; Çatlak tedavisinde; Yanık ve yara izi tedavisinde; Kilo alma sonrası oluşan çatlaklarda; Kol ve bacaklardaki sarmaların tedavisinde Kişilerin kuru iğne tedavisi aracılığı ile eşsiz bir iyileşme elde etmesi mümkün kılınırken bu aromaterapi yağları ile hem cildin beslenmesi hem de kasların çok daha rahat bir hale gelmesi mümkün kılınmaktadır. Bütünleyici tedavilerin uzmanların da uygun görmesi ile beraber bir arada kullanılması oldukça önemlidir. Ancakmetabolik veya fizyolojik bir nedenden dolayı zayıflık var ise, bu durum diyet ile düzeltilemez. Özel Serena Polikliniği olarak kilo alma programına tabii tuttuğumuz üyelerin özellikle AKŞ ve hemogram (hemoglobin, hemotokrit, eritrosit, lökosit, MCH, MCV) gibi direkt zayıflığa etki edebilecek parametreleri inceliyoruz ve Altınİğne Nedir? Altın iğne, franksiyonel radyofrekans tedavisi cilt üzerindeki pek çok sorunu çözümleyebilen etkili bir tedavidir. Radyofrekans enerjisi, hali hazırda cerrahi işlemlerde kanamayı durdurmak ve kanatmadan işlem yapmak amacıyla kullanılır. Fraksiyonel radyofrekans, kontrollü bir şekilde cilt altına hasar verir. Ciltgençleştirme, sivilce, akne, yanık ve yara izi gibi sorunlar, Altın İğne tedavisi ile ortadan kaldırılabilir. Pek çoğumuzun şikayetçi olduğu gözaltı morlukları, gebelik sonrası ya da ani kilo alma sonrası ortaya çıkan çatlaklar yine bu yöntem ile çözüme kavuşturulabilirken, cilt gözeneklerinin Birçok insan selülit tedavisi için lipoliz uygulamasını tercih edebileceklerini düşünebilirler. Gerçekte ise selülit tedavisi için belirli kriterlere uygun olması EsteLite olarak ön plana çıkartmakta olduğumuz konulardan bir tanesidir. Hamile kadınlar başta olmak üzere bebek emzirenler, ileri düzeyde diyabetli olup insüline Ozon tedavisi, düşük riskli ve genellikle standart medikal tedavilerin eşliğinde tamamlayıcı, destekleyici ve yeniden yapılandırıcı bir metottur. Ozon Tedavisi ile ilgili sorularınızı aşağıya yorum olarak yazın, ya da 444 76 86 çağrı merkezimizi arayın, uzmanlarımız cevaplasın! Altınİğne Tedavisi . Ameliyatsız Estetik Kilo Alma . Kilo Verme Güzellik sektöründe yer alan tüzel ve gerçek kişiler ile bu sektörden hizmet almak Yenikolajen üretimi demek cildin daha parlak ve genç görünmesini sağlamak anlamına gelmektedir. Bu yöntemle kırışıklıklar ve çatlaklar da kaybolur. Altın iğne hafif ve orta derece akne izi tedavisi için önerilmektedir. Dermapen ile akne izi tedavisi: Bu yöntem de ciltte elastin ve kolajen üretimini artırır. Mikroskobik Mzo8fh. Altın İğne TedavisiAltın İğne Nasıl Yapılır?Vücudun Hangi Bölgelerinde Kullanılır?Hangi Cilt Problemlerinde Kullanılır?Altın İğne Tedavisinin AvantajlarıAltın İğne Tedavisinin Etkinliği Altın İğne Tedavisi; Altın İğne Radyofrekans yöntemi cilt dokusunda uzun süreli etki etmesi avantajı ile pek çok cilt probleminde en sık tercih edilen uygulamalardan bir tanesi olup, Altın İğne Tedavisi Nedir, Altın İğne Tedavisi Nasıl Uygulanır, Vücudun Hangi Bölgelerinde Kullanılır ve Altın İğne Tedavisinin Avantajları gibi merak edilen konu başlıklarına yazımız içerisinden ulaşabilirsiniz. Radyofrekans sistemi tıp alanında uzun yıllar boyunca hem estetik alanda hem de diğer alanlarda güvenli bir şekilde kullanılan yöntemdir. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte cilt gençleştirme, yara izi ve sivilce izi, cilt sıkılaştırma ve yaşlanma ile birlikte ortaya çıkan deformasyonların giderilmesi gibi pek çok amaçla kullanılan radyo frekans yöntemi çeşitli gelişmeler göstermekte ve Altın İğne Tedavisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Altın İğne cilt dokusunda uzun süreli etki etmesi avantajı ile pek çok cilt probleminde en sık tercih edilen uygulamalardan bir tanesidir. Cilt üzerinde parlaklık sağlaması, sivilce izlerinin giderilmesi, yüz bölgesinde ve göz çevresinde ortaya çıkan kırışıklıkların azaltılması, alın kırışıklıklarının ve kaş çatığı problemlerinin önüne geçilmesi aşamasında etkili ve başarılı sonuçlar çıkarırken cilt gençleştirme işlemlerinde etkisini ortaya koymaktadır. Seans şeklide uygulamış olduğumuz altın iğne uygulaması cilt üzerinde yoğun ve kaliteli kollajen üretimini arttırmaktadır. Ciltte tedavi etkilerini anında gösteren bu uygulama için ücretsiz muayenemizden yararlanarak kliniğimizi ziyaret edebilirsiniz. Ön kontrol esnasında sorunlu bölgeler tespit edilerek tedavi süresi planlanarak tedavinin etkinliğinin artması amaçlanmaktadır. Ayrıca aşağıda bulunan iletişim formu üzerinden Altın İğne Fiyatları hakkında bilgi alabileceğiniz gibi, bu iletişim formu üzerinden bizimle iletişime geçerek tüm sorularınızın cevabını öğrenebilirsiniz. Altın İğne Tedavisi Fraksiyonel uygulamalar lazer yöntemlerinde kullanılan bir sistemdir. Bu sistemlerde atışlar yapılırken cilt dokusunun zarar görmemesi için küçük noktasal alanlar belirlenmekte ve böylece sağlıklı dokuların zarar görmemesi ve etkilenmemesi sağlanmaktadır. Yani fraksiyonel lazer atışları esnasında cilt dokusu korunarak sağlıklı cilt dokularının etkilenmesi engellenmektedir. Böylece enerji bütün olarak değil noktasal atışlar ile cilt altına iletilmiş olmaktadır. Aynı sistem içerisinde uygulanan Altın İğne Tedavisi esnasındaki atışlar direkt olarak cilt altı dokusuna yani dermise yapılmaktadır. Bu atışlar gereksiz enerji kayıplarının önüne geçerken, cilt dokusunun katmanlarında oluşabilecek yan etki ve risklerinde ortadan kaldırılmasına olanak sunmaktadır. Altın iğne tedavisiyle radyofrekans enerjisi direkt olarak altın iğneler aracılığı ile hedeflenen alanlara verilmekte diyebiliriz. Mikro boyutlarda kullanılan altın iğneler cildi tararken, cilt altı dokusuna ısı iletilmektedir. Bu ısı artışı ile kollajen lifleri uyarılmakta; yenilenme, sıkılaşma ve sarkmalarda toparlanma elde edilebilmek için kontrollü hasarlar oluşturulmaktadır. Bu hasar epidermisin kendini onarması için harekete geçmesi için önemlidir. Enerji iletimini iyi bir şekilde sağlayan mikro boyutlu altın iğnelerin iletkenliğinden yararlanılarak etki hızlı bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Altın İğne Nasıl Yapılır? Uygulama esnasında mikro boyutlu altın iğnelerin bulunduğu sistem başlığı cilt üzerinde taranarak mikro delikler açılmaktadır. Hedeflenen derinliklere ulaşan bu delikler aracılığı ile cilt dokusunun tüm katmanlarına radyofrekans enerjisi iletilmektedir. Bu enerji cilt yüzeyine herhangi bir zarar vermemektedir. Yalnızca cilt altında doku sentezlerinin artmasını tetiklerken, otomatik olarak ayarlanabilir özellikte olması nedeni ile tedavinin doğrudan cilt altına ulaşmasını sağlamaktadır. İğneler aracılığı ile mikro boyutlu deliklerin açılması esnasında tüm iğneler aynı anda cilt içerisine girmedi için ağrı hissedilmemektedir. İğnelerin yumuşak hareketleri eşliğinde yapılan taramalar alın gibi kemikli bölgelerde ve ince derili alanlarda darbe etkisine göre değişiklik göstermektedir. Böylece tedavi alanlarına göre daha zarif bir uygulama yapılmasına olanak sunarken, cilt üzerinde doğal bir şekilde etkisini göstermektedir. Seans yöntemi ile uygulanan Altın İğne Tedavisi süresi ve sayısı cilt problemine ve probleme neden olan nedenlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Tedavinin etkinliğinin uzun sürmesi ve gözle görülür etkilerin yaşanması için ön kontrol gereklidir. Ön kontrol esnasında problemlere uygulanan tedavinin maksimum etkileri belirlenmekte ve tedavi planlaması yapılmaktadır. Vücudun Hangi Bölgelerinde Kullanılır? Altın İğne Tedavisi özellikle yüz, alın, kaş bölgesi, göz çevresi, dudak çevresi ve üstü, yanak bölgesindeki kırışıklıklar gibi pek çok alanda tedavi amacı ile sıklıkla kullanılmaktadır. Yüz bölgesinde sıkılaşma ve gençleştirme etkisi bulunmasından dolayı toparlayıcı etkisinden çok fazla faydalanılmaktadır. Tüm yüz bölgesi dışında; boyu ve dekolte bölgesinde ortaya çıkan cilt deformasyonları ve kırışıklıklarda sarkmaları gidermek ve kırışıklıkları düzeltmek amacı ile etkili bir tedavi yöntemi olarak tercih edilmektedir. Hangi Cilt Problemlerinde Kullanılır? Yaşlanma belirtilerinin yanı sıra iz tedavisinde de etkinliğini kanıtlamış bir yöntemdir. Sivilce ve yara izi tedavilerinde, izlerin direkt olarak içine nüfuz ettiği için etkisini göstermekte ve iz problemlerini kabul edilebilir seviyeye ulaştırmaktadır. Özellikle sivilce izlerinde bu izlerin çaplarının küçülmesine, derinliklerinin azalmasına ve belirginliklerinin hafiflemesine olanak sunarken, gözenekleri daraltmaktadır. Cilt yüzeyini daha berrak ve canlı bir hale getirmektedir. İz problemlerinde ele alınan çatlaklar da Altın İğne Tedavisi ile giderilebilen sorunlar içerisindedir. Cilt altında noktasal ve kontrollü hasarlar oluşturan bu sistem deri ve deri altındaki yırtıkların tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. çatlakların renginin düzeltilmesinde, çaplarının daralmasında ve pürüzsüzleşmesinde etkinliğini sürdürmektedir. Özellikle kilo alıp verme ve doğum gibi durumlar sonucunda oluşan çatlakların yanı sıra kol ve bacak bölgelerinde oluşan sarkmaların tedavisinde de altın iğne uygulamasından yararlanılmaktadır. Kolların iç yüzeylerine ve bacakların iç bölgelerine yapılan bu uygulamalar son derece konforlu ve risksiz bir işlemdir. Seanslar şeklinde uygulanan bu yöntem sonrasında söz konusu bölgelerdeki gevşeklik ve sarkmalarda deri sıkılaşmasının başarılı bir şekilde elde edildiğini söylemek mümkündür. Altın İğne Tedavisinin Avantajları Altın İğne Tedavisi yan etkisi bulunmayan bir tedavi yöntemidir. Cilde genç ve taze görünümünü yeniden kazandıran bu işlem her mevsim ve her yaş aralığında kolaylıkla uygulanabilir özelliğe sahiptir. Sosyal ve profesyonel hayata hızlı dönüş sağlamasının yanı sıra tedavi sonrasında herhangi bir pullanma ya da kabuklanma oluşturmamaktadır. Altın İğne Tedavisinin Etkinliği Tüm bunların dışında diğer tedavi yöntemlerine kıyasla ilk seans itibari ile etkisini göstermektedir. Ayrıca kalıcılığının fazla olması bu tedavinin ayırıcı en önemli özelliğidir. Cilt renk tonu farklılıkları gibi problemler bu tedavide söz konusu değildir. Her cilt tonunda uygulanabilen ve etkili sonuç alınan bir işlem olması en avantajlı özelliğidir. Tedavinin etkinliği cilt kalınlığı, problemlerin türü ve cilt gevşekliğinin seviyesi gibi pek çok özelliklere dayanmaktadır. Bu nedenle ön kontrol esnasında belirlenen parametreler doğrultusunda bir takım sistemsel ayarlamalar yapılarak uygulama başlığı ve iğneleme boyutları belirlenmekte ve etkinliğin arttırılması amaçlanmaktadır. İlk seans itibari ile etkisini gösteren ve kalıcılığı uzun süren Altın İğne Tedavisi için kliniğimizi ziyaret ederek ücretsiz muayenemizden yararlanabilirsiniz. Muayene esnasında tedaviden elde edilecek başarının yüksek tutulması ve beklentinin karşılanabilmesi için cilt sorunları analiz edilmektedir. Cilt analizi sonrasında problemlere uygun parametreler belirlenerek; tedavi süreleri ve sayıları oluşturulmaktadır. Bu nedenle tedavi ücreti hakkında bilgi almak için ön kontrol gerekli diyebiliriz. Ayrıca aşağıda bulunan iletişim formu üzerinden tedaviye ilişkin tüm sorularınızı bize iletebileceğiniz gibi, randevu talebinde bulunabilirsiniz. Altın İğne Hakkında Detaylı Bilgi ve Fiyat Teklifi Almak İçin Lütfen Aşağıdaki Formu Doldurunuz Uzmanlarımız Size En Kısa Sürede Dönüş Yapacaktır. Medicana Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Alihan Oral, obezite tedavisinde kullanılan deri altı iğne yöntemi ile birkaç ayda büyük miktarda kilo vermenin mümkün olduğunu belirterek, "İğne tedavisi ile hastalarımız hem girişim olmadan ameliyatsız bir şekilde hem de çok fazla yan etki olmadan ideal kilolarına kavuşabilmektedir. Aslında bir şeker ilacı olan bu ilaç mide boşalmasını yavaşlatarak ve iştahı azaltarak kişinin zayıflamasına yardımcı olmaktadır." ifadelerini kullandı. Medicana'dan yapılan açıklamada Oral, iğne ile obezite tedavisi hakkında bilgiler verdi. Obezitenin cerrahi tedavinin yanı sıra iğne ile de tedavi edilebildiğini belirten Oral, son birkaç yıldır obezite tedavisi ile alakalı gelişmelerin hız kazandığını ifade ederek, "Daha önce tablet tedavileri verilirken günümüzde mide balonu, mide botoksu ve subkutan deri altı iğne tedavileri de başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Artık daha çok tecrübeye sahip olduğumuz bu tedavi şekillerinden iğne tedavisi ile hastalarımız hem girişim olmadan ameliyatsız bir şekilde hem de çok fazla yan etki olmadan ideal kilolarına kavuşabilmektedir. Aslında bir şeker ilacı olan bu ilaç mide boşalmasını yavaşlatarak ve iştahı azaltarak kişinin zayıflamasına yardımcı olmaktadır. Uygun obez hastalarda kullanıldığında oldukça başarılı bir zayıflama yöntemidir." bilgilerini verdi. İlaç insülin iğnesi gibi toplamda 6 ay boyunca her gün kullanılıyor Oral, bu iğnenin genel olarak vücut-kitle endeksi BMI 30’un üzerinde olan veya 27 ve üzerinde eşlik eden kronik hastalığı olan kişilerde uygulanabildiğini belirterek, şunları aktardı "Bu kronik rahatsızlıklardan bazıları kardiyovasküler hastalık, diyabet, hipertansiyon ya da kalp krizi hikayesi olabilmektedir. İlaç insülin iğnesi gibi toplamda 6 ay boyunca her gün kullanılıyor. Günde 1 kez uygulanıyor. İlacın dozu haftadan haftaya yavaş yavaş arttırılıyor. İlaç iştahı keserek mideyi yavaşlatıyor ve tokluk hissi veriyor. Fakat hastalar mutlaka bu ilacı 6 ay kullanmalıdır diyemeyiz. Hasta, örneğin 3 ayda ideal kilosuna ulaşıyorsa ilaç kullanımını kesebilmektedir." "Zayıflama miktarı hastadan hastaya değişiyor" Oral, hastaların iğneyi kullanmaya başladıktan sonra iştahlarının kesilmeye başladığını net bir şekilde görebildiğini ifade ederek, 2-3 ay içerisinde 20 kilo verebilen hastalara şahit olduğunu kaydetti. Oral, "Hasta zaten kullandığı ilk haftadan itibaren zayıflamaya başlıyor. Zayıflama miktarı hastadan hastaya değişiyor. Bazı hastalarda ilk haftalarda çok kilo verilebilirken bazılarında ise tedavinin sonlarına doğru kilo verme hızlanıyor. İlaç bırakılırken birden kesilebilmektedir." bilgisini verdi. İlaç sonrası yemek düzeni kazanılıyor “Fakat şunun anlaşılması gerekir, bu bir yol arkadaşıdır. Yani tedavi alan hasta, ilaçla birlikte kilo verirken edindiği yemek düzeni alışkanlığını ilaçtan sonra da sürdürmelidir. Zaten beden bu noktada 6 ay içerisinde bu yeme düzenine alışacaktır ama hasta ilaçtan sonra tekrar eski alışkanlıklarına dönerse verdiği kiloları kaçınılmaz bir şekilde alacaktır. İlaç, hastanın yemesi durumunda kalıcı bir etki bırakmamaktadır. Burada önemli olan kilo veremeyen kişilere kilo verdirip onları bu sağlıklı beslenme düzenine alıştırabilmektir.” "Obezite tedavi edildiğinde birçok metabolik hastalığın önüne geçilir" Oral, obezitenin hayati tehlikeye sebep olan birçok hastalığa yol açtığını belirterek, bu tedavinin dolaylı olarak birçok hastalığın da önüne geçtiğini kaydetti. Obezitenin dünyada görülme sıklığının her yıl giderek arttığını aktaran Oral, obezitenin birçok hastalıkla ilişkisi bulunduğunu ve birçok hastalığın gidişatını kötüleştirebildiğini ifade etti. Obezite ile ilgili hastalıklara bakıldığında; diyabet ve İnsülin direnci, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, felç inme, kanserler ve astımın öne çıktığını aktaran Alihan Oral, şöyle devam etti "Obezitenin tanısı beden kütle endeksi ile konur. BMI’ya göre kişinin durumu şöyle belirlenir BMI’si 18,5 altı olanlar zayıf, 18,6-24,9 arası normal, 25-29,9 arası fazla kilolu, 30-34,9 arası obez, 35-39,9 arası ciddi obez ve 40 üzeri morbid obez olarak değerlendirilir. Obezitenin tedavisi, obezite tedavi edildiğinde birçok metabolik hastalığın veya kanserin önüne geçileceğinden halk sağlığı açısından çok önemli yer tutmaktadır. Diyet, yaşam tarzı değişikliği, hareketli yaşam ve egzersiz bazen yeterli olmamaktadır. Bu aşamada medikal tedaviler yardımcı olabilmektedir. Cerrahi işlem olmadan medikal tedaviler yardımıyla da hastalar kilo verebilmekte ve sağlıklı kilolarına dönebilmektedirler." Kuru iğne tedavisi akut veya kronik kas iskelet sistemi kaynaklı ağrıların tedavisinde kullanılan bir tedavi yöntemidir. Kuru iğne tedavisi veya intramüsküler stimülasyon İMS tedavisi olarak da bilinir ve Kanadalı bir anestezi doktoru tarafından geliştirilmiştir. Çeşitli sebeplerden nedeniyle oluşan, ağrılı, gergin kas bantları ve ağrıyı tetikleyen noktaların, değişik boylardaki iğneler ile uyarılması ile yapılır. Kuru iğne tedavisi ile kasılıp kısalmış ve bu nedenle ağrıya neden olan kaslar normal boyutlarına döndürülür. Kuru iğne tedavisi etkili, güvenli ve bilimsel olarak kabul görmüş FDA onayı almış bir tedavi yöntemidir. Kuru İğne Tedavisi Kimlere Uygulanabilir? Kuru iğne tedavisi kas iskelet sistemi ağrısı ve 12 yaşın üstünde olan hastalara uygulanabilir. 12 yaşın altındaki hastalara uyum problemlerinin olmasından ve iğne korkularından dolayı genellikle uygulanmaz. Hipertansiyon, şeker hastalığı gibi kronik hastalıklar kuru iğne tedavisi uygulanması için bir engel oluşturmaz. Belirli şartlara dikkat edildiğinde gebelerde ve kanserli hastalarda da rahatlıkla uygulanabilir. İğne fobisi olan hastalara da kuru iğne tedavisi uygulanabilir. Çünkü hasta iğneyi genellikle hissetmez ve iğne hastada uzun süre kalmaz. Bazen bu işlem bazen birkaç saniye bazen de birkaç dakika sürer. Kuru İğne Tedavisi İle Boyun Fıtığı Tedavisi Boyun bölgesinde bulunan disklerde oluşan bir hasar sonrası disk yapıları omurilik kanalına doğru yer değiştirir. Bu nedenle aynı seviyeden çıkan boyun sinirlerine ve omuriliğe baskı oluşur. Bası sonucu oluşan bu durum boyun fıtığı olarak adlandırılır. Boyun bölgesinde fıtığa bağlı oluşan kas spazmını çözmede kuru iğne tedavisi tek başına veya diğer tedavilerle birlikte uygulanabilir. Kuru İğne Tedavisi, Tens Uygulamaları ve Manuel Terapi Kliniğimizde kuru iğne tedavisi, tens uygulamaları ve manuel terapi seansları ile birlikte uygulanmaktadır. Bu yöntem ile kuru iğne uygulamalarının etkisi artırılmaktadır. Tens uygulaması ile kaslara düşük voltta elektrik akımı verilmektedir. Böylelikle kasılan kaslar normal boyutlarına döndürülmektedir. Sıkça Sorulan Sorular Kuru İğne Tedavisi Nasıl Uygulanır? Kuru iğne tedavisi için çeşitli uzunlukta ve çok ince filiform iğneler kullanılır. Kasılmış ve kısalmış ve bu nedenle ağrıya neden olan kaslara bu çok ince filiform iğneler batırılır. Fonksiyonunu yeterince yerine getiremeyen kaslara bu özel iğneler batırıldıktan sonra kaslardaki spazm çözülür. Kaslardaki bu spazmın çözülmesi, kuru iğne tedavisinin esasını oluşturur. Bu tedavi yöntemi seanslar halinde uygulanır. Kuru İğne Tedavisi Diğer Tedaviler İle Birlikte Kullanılır Mı? Kuru iğne tek başına birçok ağrılı hastalığı tedavi etmede yeterlidir. Bu tedavi ilaç tedavisi, fizik tedavi, kaplıca tedavileri, kinezyoterapi, egzersizlerle ve proloterapi gibi tedavi yöntemleriyle kombine edilebilir. Kuru İğne Tedavisinin Akupunkturdan Farkı Nedir? Akupunktur tedavisinde daha önce bilinen akupunktur noktaları ve meridyenler kullanılır. Kuru iğne tedavisinde ise akupunkturda olduğu gibi noktalar ve meridyenler değil, ağrıya neden olan kısalmış ve kasılmış kaslar tespit edilir. Ağrıya neden olan bu kas bölgesine kuru iğne tedavisi uygulanır. Sonuçta, bu tedavi akupunkturdan tamamen farklıdır. Kuru İğne Tedavisinde Seans Sayıları Nasıl Belirlenir? Tedavinin süresi ve seans sayısı kişiden kişiye değişmektedir. Seans sayısı ve tedavi süresini kişinin yaşı ve hastalığın şiddeti belirler. Yine sorunlu bölgenin büyüklüğü, problemin şiddeti ve süresi de tedavi süresi ve seans sayısını etkiler. Genellikle haftada 1-2 seans olmak üzere toplamda da 6-8 seans yeterli olur. Kuru İğne Tedavisi Ağrılı Bir Tedavi Yöntemi Midir? Kuru iğne tedavisinde kullanılan iğneler normal enjeksiyon için kullanılan iğneler gibi değildir. Bu tür iğneler son derece incedir. Bunun için deriyi geçerken acıyı en aza indirmek ve iğnenin bükülmemesi için bir kılavuz kullanılır. Eğer kaslarda kısalma ve kasılma yoksa kaslar normalse genellikle işlem esnasında ağrı oluşmaz. Kaslar, aşırı kasılmış ve kısalmışsa az bir miktar ağrı duyulabilir. Kuru iğne tedavisinin hemen sonrasında hastalar günlük yaşamlarına devam edebilirler. Kuru İğne Tedavisinde Başarı Oranı Nedir? Kuru iğne uygulamasının ağrı tedavisindeki başarı oranı oldukça yüksektir %92-95. İlerlemiş vakalarda bile hastaların %80 -90’ı ağrılarının önemli ölçüde azaldığını belirtmektedir. Hafif veya orta şiddetli ya da yakın zamanda başlamış ağrılarda düzelme oranı ilerlemiş vakalara göre çok daha yüksek olarak bildirilmiştir. Kuru İğne Tedavisi Seans Ücretleri Nedir? Doktorunuz veya ilgili klinik ile iletişime geçerek kuru iğne seans fiyatları hakkında bilgi edinebilirsiniz. İlgili kanun ve yönetmelikler nedeniyle sitede kuru iğne uygulaması seans ücreti bilgisi yayınlamıyoruz. Kuru İğne Tedavisini Kim Bulmuştur? Kuru iğne uygulaması Kanadalı bir anestezi doktoru olan Dr. Gunn tarafından geliştirilmiş bir ağrı tedavi metodudur About Gunn. Kuru İğne Tedavisi Başka Hangi Hastalıklarda Kullanılır? Kuru iğne uygulamasının ağrılı sendromların dışında da kullanım alanı vardır. Kuru iğne uygulaması cilt kırışıklıkları ve ciltte oluşmuş mikro çukurlukların tedavisinde kullanılabilir. Hemiplejik hastaların omuz ve kalça sorunlarının tedavisinde rehabilitasyona olumlu katkısı olur. Nöropatilerin tedavisinde kısmen etkilidir. Eklem kontraktürlerinin tedavisinde kullanılabilir. Eklem hareket açıklığının artmasına yardımcı olur. Kuru İğne Tedavisi Spor Yaralanmalarında Kullanılabilir mi? Kuru iğneleme spor yaralanmalarında tek başına ya da diğer tedavilerle ile birlikte kullanılabilir. Tendon ve ligament zorlanmaları Kasık çekmesi Topuk ağrıları Kompartıman sendromları Shin splint Koşucu ve yürüyüşçü dizi Tenişçi ve golfçü dirseği Rotator manşon tendinitleri Postoperatif durumlar Piriformis sendromu Omurga zorlanmaları Kuru İğne Tedavisi Gebelerde Kullanılabilir Mi? Vücudumuzun yükünü taşıyan en önemli organlardan biri omurgamızdır. İnsanlar neredeyse bütün hareketlerini omurga sayesinde gerçekleştirmektedir. Omurganın sahibi ne kadar ağırsa, omurganın taşıdığı yük de o kadar fazla demektir. Ani kilo artışıyla omurganın üzerine daha fazla yük bindiği durumlarda, boyun sırt ve bel gibi bölgelerde ağrılar oluşur. Bu şekilde ağrı oluşumu en fazla hamilelik döneminde görülür. Çünkü hamileler kısa sürede çok fazla kilo alırlar. Hamilelerde alınan kilolar nedeniyle bel lorzonu dahada çukur bir hal alır. Oluşan bu durum da sakatlanmalara zemin hazırlar. Sonuçta gebelik döneminde omurga sorunlarından kaynaklanan birçok ağrılı sendrom oluşur. Görüntüleme yöntemlerinin kullanılamaması bu hastalarda tanı koymada bazı problemlere de yol açar. Ayrıca hamilelerde ilaç tedavisinin de kısıtlayıcı yanları vardır. Kuru iğneleme gebelerde uygulama açısından bazı zorluklar bulunsa da başarı ile kullanılabilir ve sonuçlar oldukça başarılıdır. Migren Ağrıları ve Kuru İğneleme Baş ağrısı şikayetlerinin çoğu migren ve gerilim tipi baş ağrılarıdır. Baş ağrılarının en sık nedenleri şunlarla ilişkilidir. Kas gerginliği Stres Kötü duruş Diyet Çevre Damar sorunları Düzenli olarak ilaçların kullanılmasına rağmen tedaviye yanıt vermeyen baş ağrısı hastalarında ilaç dışı tedavi seçenekleri değerlendirilmelidir. Bu hastalarda kuru iğne tedavisi ilaçsız bir tedavi seçeneği olarak kullanılabilir. Kuru iğneleme, şiddetli kas gerginliğinin neden olduğu baş ağrılarını ve migrenleri rahatlatmaya yardımcı olur. Miyofasial tetik nokta; kas içinde palpe edilebilen ve basmakla ağrılı olabilen noktalardır. Kasların kasılması, gerilmesi ya da tetik noktaya basınç uygulanması ile bu noktalarda ağrı ortaya çıkar. Bu ağrı uzak bölgelere yayılım gösterebilir ve bu durum yansıyan ağrı olarak adlandırılır. Miyofasial tetik noktalar aktif ve latent olmak üzere ikiye ayrılır. Aktif tetik noktalarda basınç uygulanmaksızın ağrı bulunur. Daha açık bir ifadeyle spontan veya hareketle ilişkili ağrı vardır. Latent tetik noktalarda ise sadece uygulanan basınç ile ağrı oluşur. Aktif tetik noktaları, baş ağrıları ve migrenlerle ilgili semptomları taklit eden ağrıya neden olur. Bu tetik noktalar, ayrıca baş ağrılarına ve migrene neden olabilir. Migren hastalarında miyofasiyal tetik noktaları bulunmuştur. Tek taraflı migrende, üst trapeziusta, sternokleidomastoid ve temporalis kaslarında aktif miyofasiyal tetikleme noktaları bulunabilir. İki taraflı migrenli hastalarda üzerinde yapılan bir çalışmada, %94'ünün temporalis ve subokipital kaslarda miyofasiyal tetikleyici noktaları gösterilmiştir. Miyofasiyal tetikleyici noktaların sayısı, migren baş ağrılarının sıklığı ve hastalığın süresi ile ilişkilidir. Boyun, baş ve omuz kasları ağrıları ile migren atakları arasında bir bağlantı vardır. Boyun bölgesinden çıkan sinirlerin uyardığı bir kasta bulunan miyofasiyal tetik noktası migren atağını ve atak sıklığını kötüleştirebilir. Migrende Kuru İğne Tedavisi Düzenli olarak ilaçların kullanılmasına rağmen tedaviye yanıt vermeyen baş ağrısı hastalarında ilaç dışı tedavi seçenekleri değerlendirilmelidir. Bu hastalarda kuru iğne tedavisi ilaçsız bir tedavi seçeneği olarak kullanılabilir. Kuru İğneleme, şiddetli kas gerginliğinin neden olduğu baş ağrılarını ve migrenleri rahatlatmaya yardımcı olur. Kuru İğneleme, aktif tetik noktaları bulunan kaslara küçük filament iğnelerinin batırılması ile gerçekleştirilir. Bu iğneleme ile kaslarda, kimyasal, vasküler ve hücresel değişiklikler oluşur ve kısalmış kaslar uzar. Kuru iğnelemenin etkileri genellikle etkilenen kasların uzaması ile hissedilir. Ancak ağrıyı ortadan kaldırmak ve kalıcı değişiklikler yapmak için birden fazla tedavi seansına ihtiyaç vardır. Fibromiyalji Hastalığında Kuru İğne Tedavisi Kullanılır Mı? Dünyada ve ülkemizde çok sayıda insan kronik ağrı çekmektedir. Yaygın kronik ağrı nedenlerinden biri de Fibromiyalji hastalığıdır. Fibromiyaljinin tanı ve tedavisi zordur. Bu nedenle hastalar hem çevreleri hem de hekimler tarafından anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla tanı ve tedavi gecikmekte ve süreç daha da zorlaşmaktadır. Fibromiyalji, yorgunluk, uyku, bellek ve duygu durum sorunlarıyla birlikte yaygın kas-iskelet ağrısı ile kendini gösteren bir hastalıktır. Bu hastalığın kesin nedenin ne olduğu henüz bilinmemektedir. Ancak depresyon, anksiyete ve diğer ağrı problemleri ile ilişkilendirilmiştir. Ağrılar daha çok sırtta ve ensede görülür. Hastalar yorgunluk, bitkinlik ve halsizlik tarifler. Ayrıca vücutlarında ağrılı hassas noktalar bulunur. Bayanlarda daha fazla olan fibromiyalji toplumun yüzde ikisinde görülür. Özellikle otuz ile altmışlı yaşlar arasında ortaya çıkar. Fibromiyalji aslında bir yumuşak doku romatizmasıdır. Fibromiyalji tanısı konulmasında miyofasiyal tetikleme noktaları kullanılır. Tetik nokta; kas içinde palpe edilebilen ve basmakla ağrılı olabilen noktalardır. Kasların kasılması, gerilmesi ya da tetik noktaya basınç uygulanması ile bu noktalarda ağrı ortaya çıkar. Bu ağrı uzak bölgelere yayılım gösterebilir ve bu durum yansıyan ağrı olarak adlandırılır. Tetik noktalar aktif ve latent olmak üzere ikiye ayrılır. Hastalarda tetik noktalarının sınıflandırılması, hastanın ağrısının şiddetini belirlemesine yardımcı olur. Aktif tetik noktalarda basınç uygulanmaksızın ağrı bulunur. Daha açık bir ifadeyle spontan veya hareketle ilişkili ağrı vardır. Latent tetik noktalarda ise sadece uygulanan basınç ile ağrı oluşur. Ayrıca aktif tetik noktalarında yansıyan ağrı gözlenebilir. Yanı tetik noktanın uzağında bulunan bölgelerde de ağrı hissedilir. Latent tetik noktada yansıyan ağrı bulunmaz. Bu noktalarda ağrı lokalizedir. Kuru iğneleme ağrılı kas spazmları tedavisi için uygulanır. Farklı uzunluklardaki çok ince iğnelerin spazm olan kaslara batırılarak spazmın çözülmesi kuru iğne tedavisi yönteminin esasını oluşturur. Kuru iğnelemenin vücutta nasıl çalıştığına dair kesin mekanizma hala araştırılmaktadır. Çok fazla ayrıntıya girmeden, mevcut teoriler, iğnenin tetik noktalara batırılmasıyla mikro düzeyde zedelenmeye yol açtığını öne sürmektedir. Bu mikro hasar, vücutta iyileştirici kimyasalların açığa çıkmasını sağlar. Beyine giden uyarılarla zedelenen bölgede yoğunlaşan iyileştirici etkenler, akut zedelenme ile birlikte kronik sorunun da ortadan kalkmasına yardımcı olur. Kuru iğnelemenin Fibromiyalji hastalığının tedavisinde kullanımı ile tedavide ümit verici sonuçlar alınmaktadır. Kuru iğne uygulamaları, bu hastalıkla ilişkili uyku, yorgunluk, anksiyete ve depresyon gibi semptomları azaltmaktadır. Yapısal Bozukluklar Tespit Edilen Hastalara Kuru İğneleme Tedavisi Yardımcı Olabilir Mi? Çoğu insanda ağrıya neden olan yapısal bir bozukluklar vardır. Bu insanların omurgalarında bel, sırt, boyun, omuzlarında, diz eklemlerinde, topuklarında vs. ağrı oluşturacak bir neden bulunur. Bu bozukluklar ağrı bölgesine göre dejeneratif disk hastalığı, disk aralığında daralma, servikal ve lomber spondiloz, rotator manşon tendopatisi, impingement sendromu ve patellofemoral kondromalezi gibi durumlardır. Bu durumların hepsi kas iskelet sistemindeki sorunlar sonucu ortaya çıkar. Aynı zamanda radikülonöropati ile birliktedirler. Eklemlerdeki, omurgadaki ve yumuşak dokulardaki yıpranma ve bozulma bir sonuçlarıdır. Bu yıpranma ve bozulma her zaman ağrı ile birlikte değildir. Mesela omurga MR’ı çalışmalarında hiçbir şikâyeti olmayanların %30 unda disk patolojileri tespit edilmiştir. Bunun tam tersi bel ağrılı hastaların %40’ında hiçbir disk sorununa rastlanmamaktadır. Acil olarak cerrahi müdahale gerektirecek durumlar haricinde; görüntüleme yöntemlerinde yapısal anormallikler bulunsa bile ağrının nedeni çoğu zaman segmental seviyelerdeki bir radikülopati ile ilişkilidir. Görüntüleme yöntemleri ile gösterilen tablolar her zaman ağrının gerçek sebebi olmayabilir. Kas kısalığının tedavisi ağrıyı iyileştirecektir. © Habib Bostan. All RIghts Reserved.

iğne tedavisi ile kilo alma