🏅 Allah In Gücü Ile Ilgili Ayetler

kuranın 200 yıl sonra yazılması. pek çok ateiste, dine ve allah a saldırmak için sözde sebeptir. 200 yıl sonra yazılı kaynakların ortaya çıkması ile hz. muhammed in 200 yıl sonra uydurma olarak ortaya çıktığını, aslında hiç yaşamamış olmadığını iddia ederler. şimdi iki dakika zeka ve mantık istiyorum: ortada 1046-7 O, Allah’ın, yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir. el-Karia Suresi 101/9-11 101.10 – Sen Hâviye’nin ne olduğunu ne bileceksin? Fal ve Büyücülük İle İlgili Ayet ve Hadisler. 22 Aralık 2014. Komşu Hakları Nelerdir? Komşu Hakkı ile İlgili Hadis ve Ayetler. 28 Ekim 2019. Gıybetle İlgili Ayetler. KurandaSu ayetleri, ''Su' Kelimesi ile İlgili Ayetler Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla (Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için su aramıştı, o zaman Biz ona: "Asanı taşa vur" demiştik de ondan on iki pınar fışkırmıştı, böylece herkes içeceği yeri bilmişti. Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık çıkarmayın Ali İmran Suresi, 146. ayet meali: Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine Kutsalkitabımız Kur'an-ı Kerim'de hac ile ilgili bazı ayetlerin Türkçe meallerine bu sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden Allah Yaratıcıdır" ile ilgili ayetler. Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”* Mâide Suresi 17. Ayet. O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak İslâmın insanlık için zararlı olan her türlü olumsuzluklar da yasaklanmıştır. Haramların dışında kalanlar serbesttir. Cuma namazlarında hutbenin bitiminde okunan ayetler NEBİTARİHSELLİĞİ, RESUL EVRENSELLİĞİ TEMSİL EDER. (2.YAZI) Nebi'nin tarihselliği, Resül'ün ise evrenselliği temsil ettiğini tam olarak anlayabilmek için Kur'an'da var olan Nebi kavramları üzerinde durmak gerekiyor.İnşallah daha sonra "Resul'ün evrenselliği" ile ilgili yazılarımız gelecektir.Sorunları çözme ve müracaat edilecek merci Nebi değil, âyetlerde her Allahınsıfatları ile ilgili ayetler NotuiteSane Allahın sıfatları ile ilgili ayetler Allahın sıfatları Allahın sıfatlarını anlatan ayetler Allahın sıfatlarının anlamları Allah’ın Zâtî Sıfatları Bu sıfatlar yalnızca Allah’a mahsus olan, başka varliklarda bulunmayan sifatlardir. Bunlari şöyle siralayabiliriz: 1- Vücûd: Allah’ın var olması demektir. Onun ZzjwKu1. Allahın sıfatları Allahın Zâtî Sıfatları Bu sıfatlar yalnızca Allaha mahsus olan, başka varliklarda bulunmayan sifatlardir. Bunlari şöyle siralayabiliriz 1- Vücûd Allahın var olması demektir. Onun varlığı kendindendir, var olması kendi zâtının varlığı gereğidir. Diğer varlıklar gibi kendisini var edecek bir başkasına ihtiyacı yoktur. Zaten başkasına muhtaç olan ilâh olamaz. Allahın varlığı her şeyden öncedir. Halbuki etrafımızda gördüğümüz bütün varlıklar sonradan meydana gelmiştir. Sonradan var olanlar, adından anlaşılacağı üzere bir başkası tarafından var edilmişlerdir; yani bunlar var olabilmeleri için Allahın kendilerini var etmesine muhtaçtırlar. Yüce Allah kendisinden olan bu varlığını devam ettirmek için de hiç bir yere ihtiyaç duymaz. Onun yok olduğu hiçbir an düşünülemez. 2- Kıdem Allahın varlığının ezelî olması, başlangıcının evvelinin, öncesinin olmaması demektir. Hiçbir şey yok iken, bu evren yaratılmadan önce de O vardı. Allahın varlığı şu anda, önceki tarihlerde başlamıştır demek asla doğru olmaz. Böyle bir tarih vermek ancak sonradan olan varlıklar için söz konusudur; çünkü onlar önce yok iken sonradan varolmuşlardır. "O, her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı sondur; varlığı apaçıktır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir." Hadid Sûresi 3. âyet. 3- Bekâ Allahın sonsuza deşin ebedî olarak varolması demektir. Allah ezelden beri varolduğu gibi sonraya doğru da, ebediyen varolacaktır. Onun için yokluk, yok olduğu an düşünülemez. Bu ancak sonradan bir başkası tarafından var edilenler için söylenebilir; çünkü onlar önce yok iken, sonradan varolmuşlardır. " Yeryüzünde bulunan her şey fânîdir, gelip geçici, yok olucudur. Ancak Yüce ve Cömert olan Rabbımızın varlığı bâkîdir, ebedidir, son bulmaz." Rahmân Sûresi 26-27. âyetler. 4- Vahdaniyet Allahın bir ve tek olması demektir. O zâtında, sıfatlarında ve işlerinde bir olup eşi, benzeri ve ortağı olmayandır. İslâmiyet Allahın tek oluşu inancı üzerine kurulmuş bir dindir ve bu özelliği ile diğer ilâhî dinlerle aynıdır. " Ey Muhammet deki Allah bir tektir, O hiçbir yere muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey Ona denk değildir." İhlâs Suresi. 5- Kıyam Bi-nefsihi Varlığının kendisinden olması demektir. O varlığı için bir iken Allah kendi zâtının gereği olarak vardı. Varolması varlığını devam ettirmesi için hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şeyin yaratıcısı olan Allah dilerse onları var eder, varlıklarını devam ettirir, dilerse yok eder. " Allah, Ondan başka tanrı olmayan diri ve her an yaratıklarını gözetip duran, hiçbir şeye muhtaç olmayandır." Al-i Imran Sûresi 2. âyet. 6- Muhâlifetün lil - Havâdis Sonradan olanlarla benzememek demektir. Allah sonradan varolan varlıkların hiçbirine benzemez. Biz Onu nasıl düşünürsek düşünelim, O bu düşündüklerimizden, hatır ve hayalimizden geçen şeylerin hepsinden başkadır ve hiçbirisine benzemez. "Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir." Şûra Sûresi 11. âyet. Allahın Sübûtî Sıfatları Bu göreceğimiz sıfatların benzerleri sınırlı ve vasıtalı olarak insanlara verilmiş olsa da, Allahın kendisine has olan bu sıfatları sınırsızdır ve herhangi bir vasıtaya muhtaç değildir. 1- Hayat Allahın diri ve canlı olması demektir. Allah ezelî ve ebedî olan hayat ile diri ve canlıdır. Onun için ölüm, uyku, dalgınlık, gaflet gibi şeyler asla düşünülemez; çünkü bu ve benzeri şeyler eksikliktir, güçsüzlüktür. O daima hayat sahibidir. " Ölümsüz, diri olan Allaha güven, Onu özenerek tesbih et." Furkan Sûresi 58. âyet. 2- İlim Allahın her şeyi bilmesi demektir. Evrendeki hiçbir şey Onun bilgisinin dışında değildir. Allahın ilmi her şeyi kuşatmıştır. Onun ilmi ezelîdir, sınırsızdır, hiçbir şey Onun ilminin dışında meydana gelmez. İnsanların ilmi ise, sonradan kazanılan, belli ve sınırlı bir ilimdir. " Görüleni de görülmeyeni de bilen, yücelerin yücesi olan Allaha göre, aranızdan sözü gizleyen ile açığa vuran ve geceye bürünerek gecenin karanlığına gizlenip gündüz ortaya çıkan arasında fark yoktur." Râd Sûresi 9-10. âyetler. " İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da yerde olanları da bilir. Allahın her şeye gücü yeter." Al-i Imran Sûresi 23. âyet. 3- İrade Allahın dilemesi, istemesi demektir. Allah, dilediği gibi hükmeder, istediğini yapar ve bunları yerine getirmek için hiçbir şeye muhtaç değildir. Hür serbest olarak dilediğini yapar, dilediğini yapmaz. Evrendeki her şey Onun bu sıfatı ile yaratılmakta ve meydana gelmektedir. "Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece OL demektir ve o hemen oluverir." Nahl Sûresi 40. âyet. 4- Kudret Allahın gücü olması, istediği her şeyi yapabilmesi demektir. Allahın evrende dilediği gibi hükmetmesi, tercihini kullanmaya gücünün, kudretinin yetmesi demektir. Allahın sonsuz, bitmek, tükenmek bilmeyen kudreti ve gücü vardır. Onun ezelî olan güç ve kudretinin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Dilerse bu evren gibi daha bir çok evrenler yaratmağa gücü yettiği gibi, yaratıkları bir anda yok etmeğe de gücü yeter. Yıldızlara, aya, güneşe bakarak bu gücün büyüklüğünü, sınırsızlığını, ebediliğini daha iyi kavrarız. "Şüphe yok ki Allah her şeyi yapmağa, her şeye güç yetirmeğe kâdirdir." Bakara Sûresi 20. âyet. 5- Semi Allahın her şeyi işitip duyması demektir. Onun işitmesine hiçbir şekilde sınır ve kısıtlama yoktur. İnsanlar belli şiddetteki sesleri işitebilirler. İşitmek için bir takım araçlara ve organlara sahip olmak gerekir. Arada hava olmasa, insanlar birbirlerini duyamazlar. Allahın işitmesi doğrudan doğruyadır. Bu türlü araçlara, organlara ihtiyacı yoktur. "Şüphe yok ki Allah işitendir, bilendir." Bakara Sûresi 181. âyet., "Bilin ki, Allah işitir ve bilir." Bakara Sûresi 244. âyet. 6- Basar Yüce Allahın her şeyi görüp gözetmesi olmak demektir. Onun görmesinden hiçbir şey uzak ve gizli değildir, göremeyeceği hiçbir şey ve yer yoktur. Onun görmesine uzaklık, yakınlık veya aşırı aydınlık gibi yaratıklarla ilgili şeylerin hiçbir şekilde etkisi olmaz. Her yerde olup biten her şeyi görür, bilir ve anında haberi olur. "Allah yaptıklarınızı hakkıyla görür." Enfal Sûresi 244. âyet. 7- Kelâm Yüce Allahın konuşması ve söylemesi olmak demektir. Allahın konuşması, sese ve harflere ihtiyaç duymadan olur. Bu ezelî ve ebedî olan sıfatı ile peygamberlerine söylemiş emirler vermiş yasaklarını bildirmiştir. İşte böylece ilâhî kitaplar meydana gelmiştir. Yüce Allahın konuşamaması, dilsiz olması asla düşünülemez. "Allah Musaya da hitap ile konuştu." Nisa Sûresi 169. âyet. 8- Tekvin Yüce Allahın yoktan var edip yaratması demektir. şu evrende var olan ve varlığını devam ettirmekte olan her şeyi O, ezelî ve ebedî olan tekvin sıfatının gereği olarak yaratmıştır. Allahın yaratmak, yaşatmak, rızkları vermek, bol bol nimetler ihsan etmek, ödüllendirmek, cezalandırmak, affetmek, öldürmek, diriltmek gibi bütün işleri bu sıfatının gereğidir. "Allah önce mahlûkatı yaratır, ölümden sonra onu tekrar diriltir. Sonunda Ona döneceksiniz." Rûm Sûresi 11. âyet. Allahın Fiilî Sıfatları Yüce Allahın fiilî sıfatları pek çoktur; bunların hepsini saymak mümkün değildir. Ancak bunlara birkaç örnek vermekle yetinelim. Halk Yaratmak demektir. Bütün varlıkları yaratan Hz. Allahtır. Hiçbir mahlukun herhangi bir şeyi yaratmağa gücü yoktur. İnşa Yoktan var etmek demektir. Evrendeki tüm varlıkları yoktan var eden Yüce Allahtır. Yaratıklarınsa yoktan var etme gücü yoktur. İbda' Yüce Allah'ın, aslı ve benzeri olmaksızın icat etmesi demektir. İhya Yüce Allahın diriltmesi demektir. Bir yaratığa can verip onu yaşama ulaştırmak, diriltmek ancak Allaha mahsustur. İmate Yüce Allahın öldürmesi, hayata son vermesi demektir. Bir yaratığa can veren Hz. Allah dilediği zamanda onun yaşamına da son verir. Terzîk Yüce Allahın rızk vermesi demektir. Allah Rab ol-masının gereği sayısız çeşit ve ihtiyaçta olan mahlukatın rızkını da yaratır. O, yaşamlarını devam ettirebilmeleri için muhtaç oldukları besinleri yoktan var edip onlara sunar. Allah’ın rahmetine hak kazananlar 11/58- Helâk emrimiz gelince, Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık. 11/66- Helâk emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 11/94- Azap emrimiz gelince, Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında dizüstü çökekaldılar. 12/56- Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. 18/65- Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim 7 21/74- Biz Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık Allah’ın emrinden çıkan kimseler idiler. 21/75- Onu rahmetimizin içine soktuk. Çünkü o, gerçekten salih kimselerdendi. 21/85- İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi. 21/86- Onları da rahmetimizin içine soktuk. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi. 29/20- De ki “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah aynı şekilde sonraki yaratmayı da yapacaktır. Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.” 29/21- O dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Ancak O’na döndürüleceksiniz 29/51- Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?3 Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır. 3 3/47- Meryem, “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. 33/43- O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah mü’minlere çok merhamet edendir. 40/8- “Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.” 40/9- “Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır.” 45/29- İşte kitabımız, size karşı gerçeği söylüyor. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk. 45/30- İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır. 47/28- Bu, Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve onun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. 47/29- Yoksa, kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? 47/7- Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz emrini tutar, dinini uygularsanız, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. 47/8- İnkâr edenlere gelince, yıkım onlara! Allah, onların işlerini boşa çıkarmıştır. 48/25- Onlar, inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve ibadet amacıyla bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, Allah Mekke’ye girmenize izin verirdi. Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkar edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık. 57/28- Ey iman edenler; Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 7/156- “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah şöyle dedi “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” 7/157- Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî20 peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura Kur’an’a uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. 20-21 7/55- Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez. 7/56- Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a azabından korkarak ve rahmetini umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır. 76/3- Şüphesiz biz onu ömür boyu yürüyeceği yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kateder. 76/30- Allah’ın dilemesi olmadıkça siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 76/31- O, dilediği kimseyi rahmetine sokar. Zalimlere ise elem dolu bir azap hazırlamıştır. 9/20- İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya erenlerin ta kendileridir. 9/21- Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir. 9/99- Bedevîlerden kimileri de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu, Allah katında onlar için yakınlıktır. Allah onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir. -Kur’an, bir yaratıcının varlığının şüphe edilmeyecek kadar açık olduğunu şöyle ifade etmektedir “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var?” İbrahim suresi, 10 -“Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır... Güneşi ve Ay'ı hareketlerinde sürekli emrinize amade kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade kılandır. Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür.” İbrahim Suresi, 32-34 -Kur’an bu gerçeği şöyle dile getirir “Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah’ın varlığının nice delilleri vardır; görmez misiniz?” Zariyat suresi, 20-21 -Başka bir ayette ise Allah’ın varlığına inanmamak aklını kullanmamak olarak kabul edilmiştir. “Allah katında, yeryüzündeki canlıların en kötüsü gerçeği düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.” Enfal suresi, 22 -Ayrıca Kur’an’da Hz. İbrahim’in düşünerek Allah’ın varlığına nasıl ulaştığı anlatılır. Peygamberimize de gelen ilk ayetler öğrenmek, bilmek, araştırmakla ilgilidir. İnsan aklını kullanarak kendisini, çevresini, Rabb’ini tanır ve ona inanır. Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır “Kulları arasında Allah’ın varlığını açıkça görüp saygı gösterenler, bilginlerdir” Fatır suresi, 28 -“Allah'ın, gökte ve yerde olanların hepsini bilmekte olduğunu bilmiyor musun? Gerçekten bunlar bir kitaptadır. Hiç şüphesiz bunları bilmek, Allah için pek kolaydır.” Hac Suresi, 70 -“Yoksa onlar bir yaratıcı olmaksızın mı yaratıldılar? Veya kendi kendilerini mi yaratıyorlar?” Tur suresi, 35 Peygamberimiz de Allah’ın varlığını anlamamız için, onun yarattıkları hakkında düşünmemizi, öğütlemiştir. “Allah’ın varlığını ve birliğini bulmak için göklere bakın, yeryüzüne bakın, kendinize bakın. Bunların kendiliğinden olup olmadığına bakın. Bütün bunların yaratılışındaki incelikleri düşünün. Çünkü bunlar Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren delillerdir.” Hadis En'am Süresi73-74-75-76-77-78 3- O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O’nun “ol” dediği gün herşey oluverir, O’nun sözü haktır. Sur’a üfürüldüğü gün, mülk O’nundur. O, gaybı ve müşahede edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır. 74- Hani İbrahim, babası Azer’e şöyle demişti “Sen putları ilahlar mı ediniyorsun? Doğrusu, ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.” 75- Böylece İbrahim’e, -kesin bilgiyle inananlardan olması için- göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk. 76- Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki “Bu benim Rabbimdir.” Fakat yıldız kayboluverince “Ben kaybolup-gidenleri sevmem” demişti. 77- Ardından Ay’ı, etrafa aydınlık saçarak doğar görünce “Bu benim Rabbim” demiş, fakat o da kayboluverince “Andolsun” demişti, “Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum.” 78- Sonra Güneş’i etrafa ışıklar saçarak doğar görünce “İşte bu benim Rabbim, bu en büyük” demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki “Ey kavmim, doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım.” Ra'd Süresi2-3-4 2 - Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz. 3 - Yeryüzünü enine boyuna yayıp döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getiren ve yeryüzünde meyvelerin hepsinden iki çift yapan O'dur. Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirine dolamaktadır. Düşünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardır. 4 - Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar vardır. Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki, hepsi bir tek su ile sulanır. Halbuki meyvelerinde birini öbürüne üstün kılıyoruz. Aklı eren bir kavim için bunda muhakkak ibretler vardır. Ankebut Süresi 61-62-63 61- Andolsun, onlara "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı kim emre amade kıldı?" diye soracak olursan, şüphesiz "Allah" diyecekler. Şu halde nasıl oluyor da çevriliyorlar? 62- Allah, kullarından dilediğine rızkı yayıp-genişletir, ve kısar da. Şüphesiz Allah, herşeyi bilendir. 63- Andolsun onlara "Gökten su indirip de ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?" diye soracak olursan, şüphesiz "Allah" diyecekler. De ki "Hamd Allah'ındır." Hayır, onların çoğu akletmiyorlar. Ayetlerden hareketle Allah hakkında bilgi sahibi olan kişi kudretin, iyilik ve cömertliğin, yakınlık ve desteğin, rahmetin ve bağışlamanın, sevginin ve dostluğun kaynağı olan Rabbinin yüceliğine duyduğu muhabbet ve güven duygusu içinde nasıl bir kul olması gerektiğini de öğrenir. Allah hakkında söylenecek en güzel söz, en güzel olan Allah’ın sözüdür. KUDRETİN VE GÜVENİN KAYNAĞIDIRKâdir Kudretin kaynağı ve sahibi. Sonsuz gücünü iradesi ile kullanan. “Öyleyse Allah Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir?” Kıyamet suresi 40Kâhir Yarattıkları üzerinde hüküm ve egemenlik kuran. “Zira yalnız o, yarattıkları üzerinde hüküm ve egemenlik sahibidir ve yalnız odur gerçekten hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan.” Enam suresi 18Kadîr Gücü her şeye ulaşan, her şeyde hissedilen. Her şeye gücü yeten. “Ve insanı işte bu sudan yaratan ve onu soy sop ve evlilik yoluyla kazanılan yakınlık, bağlılık duygusuyla donatan odur; evet, çünkü Rabbin sınırsız kudret sahibidir.” Furkan suresi 54Mü’min Güven veren, vaadine güvenilen. Zatına sonsuz güven duyulan. İmanın kaynağı olan. “O Allah ki güven ve iman verendir Mü’min.” Haşr suresi 23YARATTIKLARINA YETEN VE YAKIN OLANDIRKâfî Hem kendisine hem de yarattıklarına yeten. Kullarının her türlü istek ve ihtiyaçlarına cevap veren. “Allah kuluna yetmez mi ki kâfi değil mi ki seni, ondan başkalarıyla korkutuyorlar? Allah kimi yoldan saptırırsa, artık onu doğru yola getiren olmaz.” Zümer suresi 36Karîb Çok yakında olan. Kullarına şah damarlarından daha yakın olan. Yakınlıkta eşsiz benzersiz olan. “Bunun içindir ki, artık günahlarınızdan ötürü ondan bağışlanma dileyin ve sonra da tövbe ve pişmanlık içinde ona yönelin, çünkü benim Rabbim, kendisine yönelen herkese her zaman yakınlık gösterir, dualara cevap verir!” Hud suresi 61Mevlâ Koruyup gözeten, destek veren. Sevdiklerinin her hal ve şartta yanında bulunan. Kendisine dayanılan gerçek dost. “Allah’a sımsıkı bağlanın! Odur sizin tek efendiniz; o ne güzel koruyup kurtarıcı ve o ne güzel yardımcıdır!” Hac suresi 78Mucîb En iyi şekilde, en kısa zamanda cevap veren. Duaları dikkate alan en güzel şekilde karşılık veren. “Bunun içindir ki, artık günahlarınızdan ötürü ondan bağışlanma dileyin ve sonra da tövbe ve pişmanlık içinde ona yönelin, çünkü benim Rabbim, kendisine yönelen herkese her zaman yakınlık gösterir, dualara cevap verir!” Hud suresi 61İYİLİĞİ VE CÖMERTLİĞİ SONSUZ OLANDIRBerr İyilik ve lütfu sonsuz olan. Eşsiz iyi. Sonsuz iyilik sahibi. “Şüphesiz o, sonsuz iyilik sahibidir.” Tur suresi 28Ekrem Cömertlerin cömerdi. Cömertliği sonsuz olan. “Oku, çünkü Rabbin cömertliği sonsuz olandır.” Alak suresi 3Mukît Yarattıklarının gıda sistemlerini, beslenme tarzlarını belirleyen ve her birinin gıda edinmesini sağlayan. Eşsiz besleyici. “Kim haklı bir davaya katkıda bulursa, onun tüm getirisinden bir pay alacaktır; kim de haksız bir davaya katkıda bulursa, onun tüm vebalinden bir pay alacaktır Zira Allah her şeye bir ölçü koyan, koyduğu ölçüye sahip çıkandır.” Nisa suresi 85Müsteân Darda ve zorda kalanın başvurduğu, yardım dilediği kudret. Kendisinden yardım ve destek istenen. Eşsiz benzersiz yardım kaynağı. “Rabbim, hak ile hükmet! Bizim Rabbimiz Rahman’dır. Sizin nitelendirmelerinize karşı yardımına başvurulandır.” Enbiya suresi 112Rahmeti ve Bağışlaması Sınırsız OlandırRahîm Rahmet ve merhameti sınırsız olan. Bağışlayan, esirgeyen. Daima merhamet eden. Merhametinde eşsiz benzersiz olan. “Haber ver kullarıma! Ben, evet ben tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıyım!” Hicr suresi 49Rahmân Rahmetin sonsuz kaynağı. Rahmeti sonsuz olan. Bağışlayan, esirgeyen. “De ki İster Allah diye yalvarıp yakarın, ister Rahmân diye. Ona hangi biriyle yalvarırsanız yalvarın, bütün güzel ve üstün nitelikler onundur.” İsra suresi 110Raûf Acıma, şefkat ve esirgemesi sınırsız olan. Şefkati eşsiz ve benzersiz olan. “Rabbiniz gerçekten çok şefkatli Raûf, çok merhametlidir.” Nahl suresi 7Vehhâb Bağışı sınırsız olan. Sürekli ve sınırsız bir biçimde bağışta bulunan. Karşılıksız veren. “Yoksa daima üstün olan, çok lütufta bulunan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mı?” Sad suresi 9SEVGİNİN VE DOSTLUĞUN KAYNAĞIDIR Vedûd Sevginin kaynağı olan. Seven. Sevdiren. Tüm sevgilerin en son ve en yüce gayesi olan. Eşsiz ve benzersiz sevgi kaynağı. “Ve yalnız odur gerçek bağışlayıcı, daima seven ve sınırsızca sevilmeye layık olan.” Burûc suresi 14Velî Eşsiz benzersiz dost, yardımcı. Destek veren. Dost olan ve dost olunan. “Bizim velîmiz/yakınımız sensin öyleyse bağışla, bize acı, çünkü bağışlayanların en hayırlısı sensin!” Araf suresi 155Nasîr Yardım eden. Destekleyen. Eşsiz ve benzersiz yardım ve desteğin sahibi. “Yol gösterici Hâdî ve yardımcı Nasîr olarak Rabbin yeter.” Furkan suresi 31Selâm Esenlik, barış, kurtuluş ve mutluluğun eşsiz benzersiz kaynağı. “O Allah ki kurtuluş ve mutluluğun eşsiz kaynağıdır Selâm.” Haşr suresi 23KURAN VE DUARabbim, merhametli davran onlara anne ve babama; tıpkı küçüklüğümde beni koruyup büyüttükleri gibi. İsra suresi 24

allah ın gücü ile ilgili ayetler