🦖 Fabl Türünde Kısa Bir Metin

Deneme, makale, eleştiri, röportaj, sohbet gibi metin türleri bilgilendirici metinlere örnektir. İlgi çekici, merak uyandırıcı bir olayın neden ve sonuç ilişkisi içerisinde ele alınıp yazıldığı metinlere hikâye edici metin denir. Masal, fabl, öykü, efsane gibi metin türleri hikâye edici metinlere örnektir. Fabl kelimesi, Latincede (fabula) “ hikâye ” anlamına gelmektedir. Zamanla bir davranışı öğreten veya ahlâk eğitimini işleyen eserlere verilen ad hâline gelmiştir. Fabl türünde çocuklara iyi davranışları öğütlemek ve kötü davranışlardan kaçındırmak işlenir. Bu tür ahlâk ve kültür ögeleri doğrudan değil FabllardanYararlanma. Kişileri genellikle hayvan, bitki ve cansız varlıklar olan, ders verir nitelikli, kısa masalımsı öykülere fabl denir. "Fabl" sözcüğünün kökeni Latince "hikaye" manasına gelen "fabıla"dır. Fakat bu sözcük zamanla bir ahlâk ilkesi veya davranış kuralını anlatan kısa sembol ik ( simge sel) bir Metinparçalarının anlam bakımından nasıl birleştirildiğini keşfeder. Temanın özelliklerini belirler. Metni açıklık, akıcılık, duruluk ve yalınlık bakımlarından inceler. İncelediği fabllerde dilin hangi işlevlerde kullanıldığını belirler. Fabl yazmayı dener. Bir tür küçük öyküdür. Olaya dayalı bir Fabl nedir ve ne demek, kısa fabl örneklerinden birkaç tane metin nasıl verilir, Türk edebiyatındaki ilk fabl örneği nedir, fabl manzum öykülerden midir, Metin: Ayda Bir Küçük Serçe Şiir türünde yazılmış bu metin 5.sınıf öğrencileri için biraz uzun olmuş. Metinde bir serçenin yolculuğu anlatılmakta. Somut işlemler döneminde olan 5.sınıf öğrencileri için soyut ögelere pek yerilmemiş şiirde. Şiirin dili de öğrencileri zorlayabilecek seviyede değil. FablTürünün Özellikleri. – Esasen masal türüne dahil olan, kısa öykülerdir. – Mutlaka bir öğüt ya da ders vermek amacıyla yazılırlar. – Kahramanları mutlaka hayvan veya bitkilerden seçilmektedir. – Hayvanlar, tıpkı insanlar gibi düşünür, konuşur ve sorun çözerler. – Çocukların ahlâk ve kişilik gelişimi Fabl Nedir? Karakterleri hayvanlardan oluşan ve ders vermek amacıyla kaleme alınan kısa masallara fabl denir. Fabl Özellikleri Nelerdir? 1- Fabllar genellikle 1 ya da 2 sayfadan oluşan çok kısa metinlerden oluşur. 2- Fablların kökeni Antik Çağa uzandığı için sözlü edebiyatın bir türü kabul edilirler. ABD'li James Thurber ve İngiliz George Orwell çağdaş fabl yazarlarıdır. Genellikle öğüt vermek ve ders çıkarmak için anlatılan kısa bir öyküdür. Fabl sözcüğü Latince öykü anlamına gelen "fabuto"dan türemiştir. Fabllerin kahramanları çoğunlukla insan gibi davranan ve konuşan hayvanlardır. AhjBr. Daha çok manzum şeklinde yazılan insan dışındaki varlıklar arasında geçen hayali olayların anlatıldığı hikayelere fabl denir. İnsanlar arasında gerçekleşen olaylar alegorik bir şekilde hayvanlar arasında geçmiş gibi anlatılır. Böylelikle soyut konuların somutlaştırılması sağlanmış türde çocuklara hayvanlar üzerinden hikayeler anlatılarak hayatla ilgili dersler ve öğütler verilir. İlk başlarda bir nazım türü olarak kabul edilen fabl, zamanla nesir yani düz yazı olarak da yazılmaya başlanmıştır. “Fabl” sözcüğünün hikaye manasında kullanılan ve latince kökenli olan “Fabıla” kelimesinden geldiği türü denilince dünyada akla gelen ilk yazar La Fontainedir. 17. yüzyılda yaşayan La Fontaine, fabllarını yazarken Hitnli Beydaba ve ünlü Yunan masalcısı Ezop’tan etkilenmesine rağmen “Fabl”ı bir tür haline getirmeyi amaç çocuklara ahlaki anlamda bir ders verebilmektir. Bu hikayelerde toplumun eleştirilen ve aksayan tarafları ele ÖzellikleriKahramanlar insan dışı canlı ya da cansız varlıklardır. Bu varlıklara verilen özellikler bu türün zenginliğini ve intak sanatları özellikle de çocuklara ahlaki anlamda ders vermek, ibretlik olaylar anlatmaktır. Çoğu fablın sonunda verilen bu ders açıkça belli edilir. Bu nedenle istenilen hedefe kolayca vermek amacı güttüğünden şeklinde ya da düz yazı olarak oluşturulabilir. İlk zamanlarda daha çok nazım şekilde kullanıldıkları olarak da halk arasında yaygınlaştığı konular genellikle bir ormanda, göl kenarında türde birtakım hayvanlara bazı simgesel özellikler yüklenmiştir tilkiye kurnazlık, yılana sinsilik, koyuna saflık, karıncaya çalışkanlık gibi…Çocukların eğitimlerinde sıklıkla kullanılan edebi türlerden iyi davranış, yardımseverlik gibi davranışlar oluşturmayı hitap ettiğinden anlatımda sadelik dört ayrı bölümden oluşmaktadır serim, düğüm, çözüm ve öğüt. Serim bölümünde kişi unsurları hayvanlar tanıtılır. Düğüm bölümünde olaylar gerçekleştirilir ve çözüm bölümünde olaylar bir sonuca ulaştırılır. Öğüt bölümünde ise hikayeyi oluşturan düşünce verilir. Dünya Edebiyatında FablDünya edebiyatında fabl denilince akla gelen ilk isim La Fontaine olmaktadır. Her ne kadar başka yazarlardan etkilense de fablın bir tür haline gelmesinde büyük bir katkısı edebiyatında bu türün ilk örneği olarak yaşayan Beydaba’nın Kelile ve Dimne adlı eser kabul görmektedir. Biri iyi, diğeri ise kurnaz olan iki çakaldan oluşan kahramanlar, birbirlerine kıssadan hisse hikayeler anlatmaktadır. Eser Sanskritçe olarak yazılmış ve daha sonra Arapçaya tercüme edilmiştir. Bu hikayeler bu türün gelişimine kaynaklık önce yaşayan Yunan Ezop, hayvanlar üzerinden birçok hikaye yazmıştır. Ezop masalları batıda çok Edebiyatında FablTürk edebiyatında yazılan ilk fabl örneği olarak Şeyhinin Harnamesi kabul edilmektedir. Başına gelen bir olaydan sonra eleştiri yapmak amacıyla yazdığı Harname’de Şeyhi, bir eşek üzerinden hikayesini Döneminde de Ahmet Mithat Paşa, Kıssadan Hisse adlı kitabında dünyadaki fabl örneklerini tercüme ederken, kendi yazdığı fablları da yer Veli’nin La Fontaine’den tercüme ettiği fabllar da büyük bir ilgili ve Masal Farkları Nelerdir?Bazı kaynaklar fabl türünü masalların bir alt kolu olarak göstermektedir. Ancak biz fablı ayrı bir tür olarak ele almaktayız. İki türün arasındaki farkları iyice kavrayabilmek için “fabl nedir?” sorusunun cevabını iyi bilmek gerekmektedir. Masal ve fabl arasındaki farklılıklar ise şu şekildedirMasallar mutlaka bir tekerleme ile başlar. Ancak fabl türünde tekerlemeler iyi bir sonla biterken fabllarda ibret verici bir son insanlar kahraman olabilirken fabllarda sadece hayvanlar kahraman nesir yani düz yazı şeklinde oluşturulurken fabl şiir ya da düz yazı şeklinde anlatılabilir. İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILAR ⇒ PDF / Slayt ⇒ Masal ⇒ Ders Konuları ⇒ TYT Türkçe ⇒ AYT Edebiyat Fabl adıyla bilinen hayvan masalları, genellikle çocuklar için yazıldığı için kısa ve anlaşılır bir şekilde kaleme alınırlar. İçerisinde hayvanların başından geçen olağanüstü olaylar, kişileştirme ve konuşturma sanatıyla akıcı bir kurguya dönüştürülür. Olaylar basit düzeyde işlendiği için aslında kalemine güvenen herkes basit bir fabl yazma çalışması yapabilir. Fabl hakkında ayrıntılı bilgi için “Fabl Türü ve Özellikleri” başlıklı sayfamıza bakabilirsiniz. Aşağıda kısa fabl örnekleri sizler için derlenmiştir. BENEKLİ ve KRAL Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, iki dağın arasında sonu görünmeyen çok büyük bir göl varmış. Bu göl, yakın köylerdeki insanlar kadar hayvanların ve bitkilerin de hayat kaynağıymış. Nice zambaklar ve yosunlar gölün çevresini süsler, kuşlar göç ederken bu gölde misafir olur ve içinde yaşayan rengarenk balıklar, gün boyunca şarkılar söyleyerek serin sularda gezer dururmuş. Gölün küçük bir kısmında yaşayan sevimli balıkların bir de kralı varmış ve buradaki tüm balıklar kralın sözünden çıkmazmış. Kral çok uyanık ve yalnızca kendi keyfini düşünen biriymiş. Tüm balıkları tatlı yosunların az olduğu, yiyecek bulmanın çok zor olduğu dar bir alanda tutar ve bu alanın dışına çıkanları büyük balıklara yem etmekle tehdit edermiş. Ayrıca gölün derin yerlerinde çok tehlikeli yaratıkların olduğunu, dev yılanların, çift başlı köpek balıklarının ve timsahların oralarda gezip durduklarını anlatırmış sürekli. Kendisi ise gününü gün eder, hizmetçilerine en güzel yemekleri ve içecekleri onun için hazırlatır, muhafızlar onu gece gündüz korurmuş. Kraldan korkan balıklar o ne derse yapıyorlarmış, çünkü büyük balıklara ve göldeki tehlikeli yaratıklara yem olmayı kimse istemezmiş. Sadece kendilerine ayrılan küçücük bir alanda iç içe yaşar, bazı günler aç uyur ama kralın sözüne uyarak hâlâ hayatta olduklarına şükrederek yaşarlarmış. Günlerden bir gün henüz çok genç bir balık olan benekli, rüyasında gölün derinliklerinde çok güzel yiyecekler, dost canlısı balıklar ve yepyeni dünyalar olduğunu görmüş. Her ne kadar kralın çizdiği sınırları aşmak, ona korkutucu gelse de gidip oraları keşfetme arzusuyla yanıp tutuşmaya başlamış. Benekli, arkadaşlarına gölün derinliklerine yapmak istediği yolculuğa birlikte gitmeyi teklif ettiyse de, herkes ona “Sakın kralımızın yasakladığı sınırları aşmaya kalkma, dev canavarlar seni bir lokmada yutar. Ayrıca kralın bundan haberi olursa, yine büyük balıklara yem olmaktan kurtulamazsın.” diye söylemiş. Benekli kararlıymış ve yalnız başına da olsa oraları görmek için can atıyormuş. Sonunda ölüm de olsa, rüyasında gördüğü o gizemli dünyayı keşfetmekten vazgeçmeyecekmiş. Benekli çantasını hazırlayıp, kralın ve muhafızlarının uykuda olduğu bir saatte kimseye haber vermeden yola koyulmuş. İçinde hem büyük bir korku hem de yeni yerleri görecek olmanın heyecanı varmış. Saatlerce yüzmüş, yüzmüş ve sonunda kralın yasakladığı sınırların dışına çıkmayı başarmış. Gittikçe su berraklaşıyor, gölde her şey daha net görünmeye başlıyormuş. Muhteşem bir manzara ile karşılaşan benekli, hiç görmediği yosunlar ve yiyecekler yiyerek yoluna devam etmiş. Azıcık dinlenmek için bir kayanın dibinde girmiş ve orada uyuyakalmış. Uyandığında etrafında onlarca irili ufaklı balık varmış. Bu balıklar, daha önce hiç görmediği türden balıklarmış. Korkuyla etrafa kaçmaya çalışırken balıklardan biri “Sakın korkma, biz sana hiçbir zarar vermeyiz.” demişler. Bu söz üzerine balıkların yanına yaklaşıp başından geçenleri bir bir anlatan benekli, bu yabancı yerdeki balıkların dostça yaklaşımlarına pek memnun olmuş. Kendi ülkelerinin dışında, tıpkı rüyasında gördüğü gibi harika dünyalar olduğunu anlamış ve yıllarca buraları görmeyip, bu yiyeceklerin tadına varmayıp, bu güzel dostları tanımadığı için üzülmüş. Beneklinin ülkesindeki kralın yaptığı kötülükleri duyan yabancı balıklar önce benekliyi birkaç gün misafir etmişler, ona çok güzel yerler gezdirmişler, oyunlar oynatmışlar. Daha sonra bir plan yapıp, beneklinin ülkesine giderek oradaki balıkları kraldan kurtarmaya karar vermişler. Bir gece benekli ve bu yeni dünyada tanıştığı yüzlerce balık çıkagelmiş. Kralın tüm muhafızlarını etkisiz hale getirip, kralın karşısına geçmişler. Neler olup bittiğini anlayamayan kral önce kaçmaya çalışmış; fakat bunun mümkün olmadığını anlayınca teslim olmuş. Tüm halkı yıllarca nasıl kandırdığını, onları nasıl açlığa ve yalnızlığa mahkum ettiğini herkesin duyacağı şekilde anlatmış. Daha sonra zalim kral kendisine ne ceza vereceklerini düşünürken, korkudan ölmüş. Beneklinin ülkesindeki tüm balıklar özgür olmuşlar ve yasaklar olmadan tüm gölde diğer canlılarla tanışmışlar, dev yaratıkların koca bir yalan olduğunu öğrenmişler ve diğer balıklarla birlikte kardeşçe yaşayıp, gölün güzelliklerinin keyfini yaşamışlar. ASLAN VE FARE Ormanlar kralı aslan, yemeğini yedikten sonra öğle vakti bir gölgede tatlı tatlı uyurken, küçük ve sevimli bir fare aslanın yanına gelmiş. Aslanın kuyruğu ve yelesiyle oynamaya, patilerine resim yapmaya başlamış. Farenin ona dokunduğunu hissettiği için uykusundan uyanan aslan çok sinirlenmiş ve tüm ormanı inleten bir kükreme ile fareyi bir atlayışta yakalamış. Fareyi patilerinin arasında sıkıştıran fare, tir tir titreyerek – Seni sevmeye ve seninle oyun oynamaya çalışıyordum sayın ormanlar kralı, ne olur beni bırak! demiş. – Bir aslanla oyun oynayamayacak kadar küçük olduğunu bilmiyor musun? demiş kükreyerek. – Evet, ben küçücük bir fare olduğumu biliyorum, zaten sana hiçbir zarar vermeden sadece eğlenmek için bu hareketleri yaptım. Hem belki arkadaş oluruz ve bir gün sana bir yardım ederim diye düşünmüştüm. Ne olur beni affet, bırak da gideyim, demiş. Aslan farenin çaresizliğini görmüş ve bunun üzerine onunla alay etmeye başlamış – Sen şu küçücük boyunla, koskocaman bir aslana nasıl yardım edebilirsin? Ben ki ormanlar kralıyım, sen ise zavallı bir faresin. Senin pestilini çıkarırdım ama sana acıyorum. Şimdi hemen yıkıl karşımdan! demiş. Aradan günler, aylar geçmiş. Bizim kibirli ve güçlü ormanlar kralı bir avcının geyik için kurduğu tuzağa düşmesin mi? Ağların içinde çırpınmaktan yorulan aslan, çaresizce birinin kendisine yardıma gelmesini beklemeye başlamış. Kimse gelmeyince, avcının kendisini yakalayıp öldüreceğini düşünerek bağıra çağıra ağlamaya başlamış. Onun kükremelerini duyan minik fare aslana ne olduğunu anlamak için hemen ormana koşmuş. – Yetiştim aslan kardeş, şimdi seni bu ağlardan kurtarmaya çalışacağım. Senin avcıların eline düşmene izin vermeyeceğim, demiş. Aslan bu teklif karşısında bir yandan sevinirken, bir yandan – İyi ama nasıl? Beni nasıl kurtaracaksın, hem kimsin sen? diye sormuş. – Ağları kemirmeye başlayan fare, bir bir tuzağı bozmaya başlamış. Patileri ağdan kurtulan ormanlar kralı kısa süre içinde tüm ağlardan kurtularak tuzaktan çıkmış. Farenin yanına gelerek – Böyle yardımsever ve yetenekli bir fare ile tanıştığım için çok mutluyum. Benim hayatımı kurtardın, teşekkür ederim, demiş. – Geçen gün sana yardım etmek için seninle oynamaya geldiğimde, bana “Şu küçücük boyunla bana nasıl yardım edebilirsin ki?” demiştin. Bak işte seni kurtardım, demiş. Aslan duyduğu bu söz üzerine çok utanmış ve fareye – Demek sen o faresin. Sana söylediğim tüm kötü sözler ve davranışlarım için çok özür dilerim fare kardeş. Lütfen beni affet. Demek ki dünyada herkes birbirine muhtaç olabilirmiş ve bir aslanla fare dost olabilirmiş, demiş. Bunun üzerine aslanla fare sarılmış ve çok iyi dost olmuşlar. O günden sonra ne zaman yardıma ihtiyaçları olsa, birbirlerine yardım etmiş ve ömür boyu arkadaş kalmışlar. KEÇİ CAN PAZARINDA Günlerden bir gün tatlı mı tatlı ama aklı bir karış havada olan küçük bir keçi, sürüsünü bir yana bırakmış, bir başına otlaya otlaya çekip gitmiş. Hain koca kurt kaçırır mı, hemen görmüş küçük keçiyi – “İşte tam ağzıma layık bir lokma. Yaşasın karnım doyacak!” demiş. Küçük keçi bakmış ki can pazarı. Hiç kurtuluş yok – Ne yapalım, demek kaderimizde sana yem olmak varmış kurt .” demiş. Gayet hüzünlü bir ses tonuyla, “Madem artık ölmekten başka çaremiz yok, bari bana biraz kaval çal da neşeleneyim, korkuları unutup rahatça öleyim.” demiş. Kurt, zavallı keçinin son isteği nasıl olsa diye düşünerek bulmuş bir kaval, başlamış üflemeye. Kurt çalmış, keçicik, oynamış. Derken ötelerden kaval sesini alan köpekler koşarak gelmişler, kurdu önlerine düşürüp bir güzel kovalamışlar. Kaçmadan önce, kurt durumu anlayıp oyuna geldiğini anlamış – Suç sende değil bende. Kaval çalmak benim neyime? Çalgılı oyunlu kurban benim neme gerek? demiş. Kaval çaldığı ve keçiyi oracıkta yemediği için pişman olmuş ama iş işten geçmiş… » “Fabl Nedir?“ sayfasına dön! Yorum Yap! Yazı Ayrıntıları... Yazdır! Bu Yazıyı Paylaşın! Fabl örnekleri nelerdir? Fabllar, sade bir dil kullanılarak yazılan yazı türü olarak kabul edilir. Bu nedenle anlaşılması kolay metinlerdir. Fabl örneklerinde hayvanların belirli özellikleri vardır ve anlatılacak hikayeye göre canlı seçimi yapılır. Örneğin güçlü bir karakter için aslan, yaratıcı karakterler için maymun, iyi kimseleri tasvir etmek için fil kullanılır. Kısa ve uzun fabl örnekleri nelerdir? Serim, düğüm, çözüm ve öğüt olmak üzere dört ayrı bölümden oluşan fablların uzunlukları farklı olur. Uzun fabl örneklerinde düğüm ve çözüm kısımları uzatılırken serim ve öğüt bölümleri kısa olur. Kısa fabllarda ise düğüm ve çözüm bölümleri, serim ve öğüt bölümlerinden biraz daha uzun olur. Fablların uzunluklarını değiştiren pek çok etken vardır. Bunlar hangi yaş grubu için yazıldığı, verilmek istenen asıl mesaj, yaşanan olay gibi durumlardan etkilenir. Çocuklar için yazıldığından dolayı fabllarda akıcı bir dil mevcuttur. Bu nedenle çok uzun olan fabl metinlerini okurken bile anlama güçlüğü yaşanmaz. Fabl özellikleri nelerdir? Fablların en önemli özelliklerinden biri kahramanların insanlar olmamasıdır. Hayvan, bitki veya cansız nesneler kahraman olarak kullanılır. Didaktik anlatıma sahip olan bu yazı türü şiir veya düz yazı olarak yazılabilir. Sade anlatımlarında teşhis ve intak sanatları kullanılarak çocuklara öğüt vermek amaçlanır. Serim, düğüm, çözüm ve öğüt olmak üzere dört ana bölüm vardır. Bu bölümlerde hangi olayların yer alacağı ve mesajın nasıl verileceği önceden hazırlanan fabl planında bulunmaktadır. Evrensel olan bu yazı türünde anlatılmak istenen konular, verilen mesajlar kısa ve öz şekilde anlatılır. Zaman ve konum belirsizdir, yaşananlar farklı bir dünyada gerçekleşiyormuş gibi anlatılır. Manzur veya nesir şeklinde yazılabilen bu türde, genellikle hayvanlar konuşturularak çocuklara daha eğlenceli bir hikaye anlatılması hedeflenir. Böylelikle öğretilmek istenen bilgiler bir fabl aracılığıyla çocuklara nakledilmiş olur. Giriş Tarihi 0942 Son Güncelleme 0942 Fabl kelimesinin kökeni Latince olan hikâye anlamına gelmektedir. Türk Edebiyatında ilk fabl örneği Harname'dir. Harname ise mesnevi özelliği taşımaktadır. Toplumu eğiten ve kötü davranışlardan arındırma gibi mesajlar verilir. Fabllar da eğitmek amaçlanırken aynı zamanda güldürmek de amaçlanmıştır. Birçok fabl örneklerinde buna rastlayabiliriz. FABL NEDİR? Fabl genellikle manzum şekilde yazılmaktadır. İnsan dışı olan varlıklar arasında gerçek olmayan olaylar ele alınır. İnsanlar arasında yaşanmakta olan olayları hayvanlar arasında yaşanıyormuş gibi anlatılmaktadır. Bu durumla da soyut olan konular somut olaylara dönmektedir. Çocuklara hitaben yazılan fabllar ders ya da öğüt vericidir. Fabl ilk zamanlarda nazım türü ile yazılırken daha sonra düz yazı ile yazılmıştır. Fabl kelimesi söylenince akla gelen ilk isim La Fontaine olmaktadır. Burada belirlenen amaç küçüklere ahlak dersi vermektedir. İlk fabl örneği ise Harname'dir. FABL ÖZELLİKLERİ Kahramanlar insan dışı veya cansızdır, Teşhis ile intak sanatı yer alır, Amaç çocuklara öğüt vermektir, Didaktiktir, Şiir olarak veya düz yazı olarak yazılmaktadır, Evrenseldir, Anlatımda sadelik vardır, Manzur ya da nesir şeklinde yazılır, Anlatılmak istenen kısa ve öz anlatılır, Kahramanlar çoğunlukla hayvandır, Zaman ve konum belirsizdir. FABL NASIL YAZILIR? Aslan gücü, maymun yaratıcılığı, fiil iyiliği anlatır, Hangi konu ele alınacaksa ona göre hayvan seçimi yapılır, Hangi yaştaki çocuklara göre yazılacağı belirlenir, Sade dil kullanılır, Fabl planı hazırlanır, Serim, düğüm, çözüm, öğüt niteliğinde bölümlerle yazılır. Editörün Önerisi Alfabe Sırası İçin Tıklayınız FABL ÖRNEKLERİ İKİ PAPAĞAN, KRAL VE OĞLU Biri baba, biri oğlu iki papağan Kral sofrasından geçiniyorlarmış. İki yarı tanrı, onlar da baba oğul bu papağanlarsız edemiyorlarmış. Dördü de yaşlarına başlarına göre Candan bağlıymışlar birbirine Deki baba canciğermiş; Uçarı yürekli iki oğul da bağdaşıyorlarmış nasılsa. Sofrada, okulda bir prensle olmak Ne şeref bir genç papağan için. Prens, zalim bir cilvesiyle kaderin, başka kuşları da seviyormuş Bir serçe, çapkın mı çapkın, Çevrenin en sevdalısı, Bağlamış kendine genç prensi. İki rakip kuş oynaşırken bir gün Bütün delikanlılar gibi Kavgaya çevirmişler oyunu. Serçe, boyuna bakmadan, Öyle gagalar yemiş papağandan, Sürtmüş kanadı yere can çekişir gibi, Kurtulmaz sanmışlar aldığı yaradan. Prens kızıp öldürmüş papağanı. Haberi yetiştirmişler babasına; zavallı ihtiyar ciyak ciyak bağırmış; ama ne kadar yolunsa, yırtınsa boşuna Konuşkan yavrusu gitmiş öbür dünyaya, Konuşmaz olmuş daha doğrusu; Öyle olunca da bir kızmış ki babası Saldırmış kralın oğluna, Oymuş iki gözünü birden Ve kaçmış bir çamın tepesine saklanmış. Orda, tanrıların kucağında, Tadını çıkarıyormuş aldığı öcün, Güvenlik içinde, kimseden korkmaksızın. Kralın kendisi gitmiş çağırmış onu - Gel dostum, demiş ağlamak neye yarar? Kin, öç, yas, bitsin artık bunlar. Duyduğun acı ne kadar büyük de olsa Haksızlığın bizden yana olduğunu Söylemek zorundayım sana. Oğlum sebep oldu bütün bunlara. Oğlum mu dedim? Hayır, kaderin işi bu Çoktan yazmış ki alınlarımıza, Ölecek birimizden birinin çocuğu, bu yüzden de öteki kör olacak. Ne olur gelsen de kafesine, De ki baba birbirimizi avutsak? Papağan demiş ki efendisine - Sayın kralım, nasıl güvenebilirim sana, Bu benim yaptığımı yaptıktan sonra? Kaderden söz ediyorsun; Beni kandıracağını mı sanıyorsun Senin inançlarına sığmaz uydurmalarla? Ama ister Tanrı yürütsün ister kader Bu dünyanın işlerini, Benim alnıma yazılmış olan da şu ki, Bu çamın tepesinde Ya da karanlık bir ormanın köşesinde Bitireceğim son günlerimi, Gözleri görmez olmuş oğlundan uzaklarda. Onu gördükçe kızacaksın elbet bana. Bilmez miyim, kral lokmasıdır öç almak, Tanrılar öç alır da krallar almaz mı? İnanmıyor değilim şu anda, Sana ettiğim kötülüğü Ama çok daha güvenli geliyor bana Senin elinden, gözünden uzak olmak. Canım kralım, git, uğraşma boşuna; Bana haram artık seninle yaşamak. Hem ayrılık azaltır öfkeyi, kini Sevdanın da merhemi olduğu gibi. KURT İLE KÖPEK Bir köpek ormanda gezerken kurtla karşılaşmış. Hasta ve çok zayıflamış olan kurt, ayakta zor durabiliyormuş. Köpek kurdun bu haline çok üzülmüş. "Ne kadar kötü görünüyorsun böyle kurt kardeş?" demiş." Herkes bizi düşman bilse de, biz uzaktan akrabayız. Doğrusu sana yardım etmek isterim." "Hiç sorma." demiş kurt." Ağır bir hastalığa yakalandığım için uzun süre avlanamadım. Şimdi iyileştim ama bir av yakalayacak kadar gücüm kalmadı artık. Ben de böyle aç susuz dolaşıyorum artık." "Sen hiç üzülme." demiş köpek." Ben sana yardım edeceğim. Bu akşam sahibimin düğünü var. Akşam olunca köyün dışındaki çalılıklara gel. Ben sana düğün yemeklerinin artıklarını taşırım." Birkaç gün boyunca köpek tarafından beslenen kurt, sonunda kendini toparlayıp eski kuvvetine kavuşmuş. Teşekkür edip vedalaştıktan sonra da ormana gitmiş. Aradan yıllar geçmiş. Köpek iyice yaşlanınca sahibi onu dışarı atmış. Ormanda aylak aylak gezen köpek, eski dostu kurtla karşılaşmış." Hayrola?" demiş kurt." Çok perişan görünüyorsun." Köpek içini çekip;" Yaşlandım artık!" demiş." Sahibimin işine yaramadığım için beni kovdu." Kurt; "biz eski dost değil miyiz?" demiş. "Şimdi yardım etme sırası bende. Hatırlasana, benim hayatımı nasıl kurtarmıştın? Hemen bir plan yapmalıyız. Tamam buldum! Senin sahibinin küçük bir çocuğu vardı değil mi? Şimdi ben gidip onu kaçıracağım, sen de geri götüreceksin. Böylece sahibin seni el üstünde tutacak." Bu sözleri söyleyen kurt, kaşla göz arasında gidip, çocuğu ormana getirmiş. Köydeki herkes silahlanıp ormana koşmuş ancak daha ormana girmeden, yaşlı ve işe yaramaz diye evden kovdukları köpeğin çocuğu geri getirdiğini görmüşler. Bu olaydan sonra yaşlı köpeğin itibarı öyle artmış ki, insanlar onun kahramanlığını yüzlerce yıl çocuklarına anlatmışlar. Kurtla köpek arasındaki bu danışıklı dövüşü hiç kimse anlayamamış. Biz, kaplumbağa neredeyse yarışı bitirmek üzereymiş. Hemen fırlamış, rüzgar gibi koşmaya başlamış. Ama ne çare, kaplumbağaya yetişememiş. Böylece tavşan yarışı kaybetmiş. Aldırış etmemenin cezasını çekmiş. Kaplumbağa ise düzgün adımlarla, durmadan yürüdüğü için yarışı kazanmış. KISA FABL ÖRNEKLERİ AĞUSTOS BÖCEĞİ VE KARINCA Ağustos böceği bütün yaz Saz çalmış, türkü söylemiş. Karakış birden bastırınca Şafak atmış zavallıda; Bir şey bulamaz olmuş yiyecek Koca ormanda ne bir kurtçuk, ne bir sinek. Gitmiş komşusu karıncaya — Aman kardeş, demiş, hâlim fena; Bir şeycikler ver de kışı geçireyim. Yaz gelince öderim, hem de faizi maziyle; Ağustos'u geçirmem bile. Ödemezsem böcek demeyin bana. Karınca iyidir hoştur ama Eli sıkıdır Can verir, mal vermez. — Sormak ayıp olmasın ama, demiş; Bütün yaz ne yaptınız? — Ne mi yaptım? demiş ağustos böceği; Gece gündüz türkü söyledim; Fena mı ettim sizce? — Yo, demiş karınca, ne mutlu size; ama hep türkü söylemek olmaz; Kışın da oynayın biraz. TAVŞAN İLE KAPLUMBAĞA Tavşan ikide bir böbürleniyor -Kimse benden hızlı koşamaz, diyormuş. Sonunda kaplumbağa dayanamamış -İstersen yarışalım, demiş. Koşuya başlamışlar. Tavşan epeyce yol aldıktan sonra, "Hıh, o sırtı kabuklu hayvancık sürüne sürüne kim bilir ne zaman sonra bana yetişir?" diye düşünmüş. -Şu ağacın altına biraz uzanıp dinleneyim, demiş. Uyuyakalmış. Kaplumbağa ağır yürüyüşü ile yürümüş yürümüş, hiç dinlenmeden yol almış. Tavşan bir ara gözünü açmış. Bir de ne görse beğenirsiniz, kaplumbağa neredeyse yarışı bitirmek üzereymiş. Hemen fırlamış, rüzgâr gibi koşmaya başlamış. Ama ne çare, kaplumbağaya yetişememiş. Böylece tavşan yarışı kaybetmiş. Aldırış etmemenin cezasını çekmiş. Kaplumbağa ise düzgün adımlarla, durmadan yürüdüğü için yarışı kazanmış. FABL HİKAYELERİ KEÇİ CAN PAZARINDA Keçiciğin aklı bir karış havada ya, sürüsünü bir yana bırakmış, bir başına otlaya otlaya çekip gitmiş. Hain koca kurt, kaçırır mı; hemen görmüş keçiciği"Heh, işte ağzıma lâyık bir lokma. Yaşasın!" demiş. Keçicik, bakmış can pazarı. Hiç kurtuluş kurtuluş yok "Eh, napalım, demek kaderimizde sana yem olmak varmış kurt ." demiş. "Madem ölüm kapıya geldi, bari bana biraz kaval çal ki, neşeleneyim, kendimi unutup öyle öleyim.." Kurt, "Son isteği zavallının... "demiş, bulmuş bir kaval, füyt füüyt çalmaya başlamış. Kurt çalmış, keçicik, oynamış. Derken ötelerden kaval sesini alan köpekler koşturmuşlar; gelmişler, kurdu önlerine düşürüp bir güzel kovalamışlar. Kaçmadan önce, kurt, durumu anlayıp oyuna geldiğini sezinlemiş "Suç sende değil bende. Neme gerekti benim kaval çalmak, neme gerekti bana köçekli kurban!" demiş. Zamansız bir işe kalkışmanın sonu budur. Ölçmeli, biçmeli adımını ona göre atmalı. Tersi oldu mu, işte böyle Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurundan olur. TİLKİ İLE LEYLEK Tilkinin iyiliği tutmuş bir gün! Leyleği yemeğe buyur etmiş - Ama, demiş tilki, bizde misafir Umduğunu değil bulduğunu yer. Meğer tilkinin cimrisi hepsinden betermiş Bir çorba çıkarmış topu topu O da sulu mu sulu hem nerden getirse beğenirsiniz? Tabakta. Leylek gagasıyla uğraşadursun Tilki bitirmiş hepsini bir solukta. Leylek kızmış, ama çekmiş sineye. Bir zaman sonra O da tilkiyi buyur etmiş yemeğe. - Hay hay, demiş tilki, nasıl gelmem? Ben dostlara naz etmesini sevmem. Tam saatinde gelmiş. Leyleğe türlü diller dökmüş. Şu güzel bu güzel, hele yemeğin kokusu Gel iştahım gel! Gerçi tilkilerin iştahı Pek nazlı değilmiş ama Et kokusu başka şeymiş. - Kuşbaşı galiba, demiş Bayılırmış etin böylesine hele kıvamında pişmişine. Derken yemek sofraya gelmiş, Gelmiş ama nasıl? Kokusunu al, eti arada bul! Dar boğazlı upuzun bir çömlek içinde Tam leyleğin gagasına göre Tilki burnunu burgu etse nafile. Kısmış kuyruğunu evine dönmüş. Aç kaldığına mı yansın Bir kuşa rezil olduğuna mı? El alemi aldatanlar Bu masal size Bir gün sizi de sokarlar Kurduğunuz kafese ... Jean de La Fontaine BİLİNMEYEN İLK FABL ÖRNEKLERİ ZALİM ASLAN Vaktiyle ormanın birinde, canavar mı canavar bir aslan varmış. Çok kan döker, canını yakmadık tek bir hayvan bile bırakmazmış. O yaşadığı sürece, hiçbir hayvan rahat yüzü görmemiş. Bütün hayvanlar ondan nefret eder, ölümünü beklermiş. Bu zalim aslan sonunda yaşlanmış. Gücü kuvveti kalmamış. Ağzındaki dişler de dökülünce herkesin maskarası olmuş. Hiçbir hayvan ona yardım etmiyor ve onunla konuşmuyormuş. Hayvanlar bir gün oturup karar almışlar; "Gelin hep beraber, bize bunca kötülük eden bu zalim aslanı iyice bir dövelim. Yaptıklarının cezasını, az da olsa gömüş olsun böylece." Sonunda bütün hayvanlar aslana saldırmış. İyice bir dövmüşler onu. Birisi boynuz vuruyor, diğeri çifte atıyor, bir başkası ısırıyormuş. Böylece; yaman bir öç almışlar aslandan. ASLANLA FARE Herkese saygı göstermeli elden geldikçe. Umulmadık kimselerden fayda görür insan. İşte bu, gerçeği anlatan bir hikaye, Daha nice bin hikaye arasından. Pençesi dibinde bir aslanın, Dalgınlıkla bir fare çıkıverdi. Bu fırsatı kullanmadı sultanı ormanın, Fareye dokunmayıp bir büyüklük gösterdi. Bu iyiliği boşa gitti sanmayın; Kimin aklına gelir ki bir an, Fareye işi düşer aslanın? Ama o da bir gün dışarı çıktı ormandan; Gitti tutuldu bir ağa. Ne çırpınma, ne kükreme Kâr etmez tuzağa. Bay fare koştu; dişiyle aslanın ağını, Öyle bir kemirdi ki ağ söküldü nihayet. Sabırla zamanın yaptığını; Ne kuvvet yapabilir, ne şiddet. "İyilik eden iyilik bulur." "Hizmet et benim için, hizmet edeyim senin için." "İyilik iki baştan olur."

fabl türünde kısa bir metin