🦄 Tırnaklar Neden Içe Doğru Bükülür

ryRcO. Neden esneriz ya da niçin gıdıklanırız? Peki ya banyodan sonra elimizin neden buruştuğunu biliyor muydunuz? Abone ol Uyurken beynimizde neler oluyor? Uyanık ve hareketsiz durumdaki bir insanın beyni, saniyede 10 kez salınım yapan 'alfa' dalgaları yayar. Hareketli bir insanın beyni ise, salınımı iki kez fazla olan 'beta' dalgaları yayar. Uyku sırasında ise beyin, salınımları çok daha az olan iki tür dalgayı, 'teta' ve 'delta' dalgalarını yayar. 'Teta' dalgalarının salınımı saniyede ila 7 arasında olup, 'delta' dalgalarınınki saniyede azdır. İnsanın uykusu derinleştikçe, beyin dalgaları da yavaşlar. İnsanda en derin ve uyandırılmasının en zor olduğu uyku zamanında, beyin artık 'delta' dalgaları yaymaya başlamıştır. İnsanlar her gece uykudayken 3-5 kez REM uykusu denilen bir safha yaşarlar. Gözlerin öne ve arkaya hızla titrediği, hatta kollar, bacaklar ve yüz kaslarında seğirmelerin yaşandığı, REM uykusu sırasında beyin dalgaları uyanık bir insanınki kadar hızlanır. Rüyalar bu evrede görülür. Normal uykudaki bir REM veya rüya bölümü 5 ila 30 dakika sürer. Neden esneriz? [PAGE] Aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek hala tam olarak bilinememektedir. Önceleri insanın yorgun olduğu zamanlarda kandaki oksijen miktarını artırmak için vücudun yaptığı bir solunum sistemi refleksi olarak düşünülen esnemenin, sonradan solunum olayına kısa bir destek verdiği, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmadığı tespit edilmiştir. Sadece insanlar değil, birçok canlı türü de esner. Ancak yapılan araştırmalarda, hayvanların daha çok dikkat gerektiren bir olayı karşılama sırasında esnedikleri, insanların ise, tersine dış uyarılarda azalma olduğunda esnedikleri saptanmıştır. Esneme de gülme gibi bulaşıcıdır. Esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. Bu, yemek yiyen bir insanı görünce acıkmaya benziyor. Bir görüşe göre ise ilk insanlardan kalma bir davranış olarak esnemekteyiz. İlkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişlerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. Grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi. Saçlarımız niçin uzuyor? [PAGE] Vücudumuzdaki kılların her biri topraktaki çim gibi, derimizin altındaki kendi torbasında yetişir ve büyür. Bu torbalardaki yeni saç hücreleri kılların köklerini oluşturur. Yeni hücreler oluştukça, eskilerini torbalardan dışarı iterler ve bu hücreler dışarı itildikçe canlı olma özelliklerini kaybederler, yani ölürler ve de kıllarımızın ve saçlarımızın bizim görebildiğimiz kısmını oluştururlar. Vücudumuzun hangi kısmında olduklarına bağlı olarak, kıl torbasında belirli bir sürede yeni kıl hücreleri üretilir. Bu süreye 'büyüme süreci' denir. Sonra büyüme bir süre için durur. Buna da 'durma süreci' denir. Bu sürecin de sonunda kılların yine büyüdüğü 'büyüme süreci' gelir ve bu böyle devam eder, gider. Durma sürecinde kıl kopar ve alttan gelen bir yenisi yerini alır. Yani bir kılın veya saç telinin ulaşabileceği en uzun boyutu bu büyüme sürecinin uzunluğu belirler. Nasıl sarhoş olunuyor? [PAGE] İlk yudumla birlikte, alkol ağız ve yemek borusu ile temas ettikten sonra, ciddi miktarda kana karıştığı ilk durak olan mideye gelir. Ancak alkolün kana karışması en çok ince bağırsaklarda olur. Büyük bir kısmı ince bağırsaklarda kana geçen alkol, derhal merkezi sinir sistemimizi etkilemeye başlar. Birkaç dakika sonra beyne geçerek sinir hücrelerini etkiler ve mesaj iletimini yavaşlatır. İçmeye devam edilirse, beyindeki görme, denge, konuşma ve muhakeme ile ilgili sinir merkezleri etkilenmeye başlarlar. Bu arada alkolün baskılayıcı etkilerini yenebilmek için, kalp kası zorlanır ve nabız artar. Biraz daha içilirse şuur kaybı meydana gelebilir. Daha da devam edilirse, alkolün kandaki oram alkol zehirlenmesi seviyesine ulaşır, solunum yetmezliği nedeni ile ölüm kaçınılmaz olur. Niçin gıdıklanıyoruz? [PAGE] Gıdıklanmak rahatsız edici olduğu kadar eğlendiricidir de. Başkaları tarafından, hatta bazen dokunulmadan gıdıklanırız, ama kendi kendimizi gıdıklayamayız. Bazıları gıdıklanmaya karşı çok hassasken bazıları etkilenmez bile. Bir insan gıdıklanınca, derinin yüzeyinde bulunan küçük sinir lifçikleri harekete geçer. Özellikle tüyle okşama, böcek yürümesi gibi olaylara hassas olan bu lifçikler, sinyalleri beyne gönderirler. Ancak araştırmacılar bu sinyallerin beyinde nereye kaydedildiğinden emin değiller. Beyinin gıdıklanmaya tepkisi, kaşınmaya olan tepkisi gibi, gönülsüz yapılan bir tepkidir. Gıdıklama ile kan basıncı artarken, nabız ve kalp atışı hızlanır, beynin uyanıklığı fazlalaşır. Gıdıklanmanın fiziksel olduğu kadar psikolojik yanı da vardır. Gıdıklanma başlangıçta zevkli olabilirse de sürdürüldüğünde korku ve paniğe dönüşebilir. İnsanların daha çok gıdıklandıkları yerler, ayak altı, avuç içi ve koltuk altı gibi bölgelerdir. Bunun nedeni, buraların çok hassas bölgeler olmalarıdır. İnsan beyni vücuda gelen uyarıların hangisinin insanın bizzat kendisinden, hangisinin dışarıdan geldiğini ayırt eder ve ona göre öncelik verir. Acil refleks gerektiren dışarıdan gelen uyanlara öncelik verir. Bu nedenle bir başkası tarafından gıdıklandığımızda tepki gösteririz ama kendi kendimizi gıdıklamaya çalıştığımızda, beyin bu noktalardaki hassasiyeti azalttığından gıdıklanamayız. Renklerden nasıl etkileniriz? [PAGE] Renklerin insan davranışını ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği kesinleşmiştir. Ancak insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasının görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yarattığını renkbilimciler henüz açıklayamıyor. Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu ve sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, nabzın ve solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir. Bir binada sarı renge boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda yarattığı hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkanların duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken yarış arabalarında kırmızı veya turuncu-sarı renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan, daha doğrusu renksizlik olan siyah da makam araçlarının klasik rengidir. Niçin uyuyoruz? [PAGE] Kimse bilmiyor! İşte çeşitli teoriler Uyku, insana kaslarını ve diğer dokularını onarma, yaşlanan veya ölen hücrelerini yenileme şansı verir. Uyku, insan beynine hafızasındaki bilgileri düzenleme, gereksizleri unutma ve arşivleme şansı verir. Rüyalar da bu işlemin bir parçasıdır. Uyku, enerji tüketimimizin miktarını azaltır. Bu nedenle günde 4-5 kez yerine üç öğün yemekle yetinebiliriz. Gece karanlığında zaten hiçbir şey yapamayacağımızdan, anahtarı kapatarak enerji tasarrufu yaparız. Uyku, bütün gün çalışan beynin bir şarj süresi olabilir. Diğer organlardaki enerji harcanmasını kısarak, beyin hücre aktiviteleri için gerekli olan enerjiyi artırabilir. Vücudumuz ısısını nasıl ayarlıyor? [PAGE] Vücudumuzun ısısını korumasına kış aylarında üzerimize giysiler giyerek biz yardımcı oluyoruz ama sıcak yaz aylarında vücudumuz ısısını terleme yolu ile koruyor ve ayarlıyor. Beynimizde terlemeyi düzenleyen özel bir bez var. Adı da 'hipotalamus'. Ayrıca derimizin altında yumak görünümlü 2 milyon ter bezi ve bu bezlerin her santimetrekaresinde 400 ince kanal var. Çevre ısısının artması ile beyin, ciltteki ter bezlerini uyarır. Bu ter bezleri de ince kanallar vasıtası ile, deri üzerine gözle görülemeyecek kadar az bir sıvı salgılarlar. Cilt üzerine çıkan bu sıvı buharlaşırken vücudun ısısını da alır. Gözle görülen ve görülmeyen olmak üzere iki çeşit terleme vardır. Nefes verirken bile terleriz. Bu arada çıkan su buharı gözle görülmez. Diğeri de yüzümüzde, ensemizde ve özellikle koltuk altlarımızda yoğun olarak bulunan ter bezlerinin salgıları sonucu oluşan terlemelerdir. Böylece vücudumuzun bir şekilde soğuması sağlanmış olur. Alkolün ne kadarı trafikte zararlıdır? [PAGE] Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde kadınlarda ise katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir. Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 4075XO,7= gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar. Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40 60x0,6= gr/litre alkol çıkar. İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar. Banyodan sonra ellerimiz niçin buruşur? [PAGE] Bütün vücudumuz, çoğu ancak çok dikkatli bakınca görülebilen kıl ve tüylerle kaplıdır. Bu tüy ve kılların dibinde 'sebum' adı verilen yağ bezleri vardır. Bunların çıkardığı yağ, su geçirmez keratin bir tabaka oluşturur ve suyun derimizden içeri girmesini önleyerek derimizi yumuşak tutar. Sadece parmak uçlarımız ve tabanlarımızda kıl veya tüy yoktur. Dolayısıyla koruyucu keratin tabaka da yoktur. Ayrıca parmaklarımızın uçları ve ayaklarımızın tabanları kalın bir deri tabakası ile kaplanmıştır. Parmaklarımızın uçları ve tabanlarımız suyun altında belli bir süre kalıp iyice ıslanırsa derimizin altına su girer ve bu su burada kendine yer bulmak ister. Ancak buradaki kalın derimizin genleşerek bu suya ayırabileceği fazla yeri olmadığı için bükülür yani büzüşür. Karagözlülerin çocuğu nasıl mavi gözlü olabilir? [PAGE] Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise, koyu renk göz geni hakim gen olduğu için, çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı recessive gen denilmektedir. Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Kanımız kırmızı iken damarlarımız niçin mavi? [PAGE] Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur. Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder. Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür. Suyun altında niçin bulanık görürüz? [PAGE] Denize dalıp gözlerimizi açtığımızda etrafı bulanık görürüz ama deniz gözlüğünü takınca her şey netleşir. Anlaşılıyor ki, gözümüzün önünde deniz gözlüğünün içindeki hava olmadıkça, suyun içinde görme işlevinde bir aksama olmaktadır. Gözümüzün dışı bir görme elemanından ziyade, görüntünün ince ayarını yapan basit bir mercektir. Işık, havadan suya veya bir prizmanın içinden geçerken olduğu gibi, farklı yoğunluktaki cisimlerden geçerken kırılır. Gözümüzün yoğunluğu ve dışbükeyliği öyle ayarlanmıştır ki, gelen ışık kırılma sonucunda gözümüzün arkasındaki retinada odaklaşır. Işığın sudaki hızı, gözümüzü geçerkenki hızı ile yaklaşık aynıdır. Ancak suyun yoğunluğu farklı olduğundan buradan gelen ışık, havadan gelecek ışığa göre yoğunluğu ayarlanmış gözümüzde tam kırılamaz, görüntü retinada tanı odaklaşamaz ve suyun altında cisimleri flu görürüz. Eğer su ile gözümüz arasına bir cam koyar ve arkasında havanın bulunduğu bir boşluk bırakırsak, sudan havaya geçen ışık oradan gözümüze gelerek normal olarak kırılır ve görüntü de retinada net olarak odaklaşır. Niçin hıçkırırız? [PAGE] Süratli yemek yenildiğinde, yutkunma neticesinde yemek ile birlikte bir miktar da hava alınır. Hıçkırık, yiyeceğin yüzeyine yapışarak sindirim sistemine giren bu havayı atmak için sistemin gösterdiği bir tepkidir. Göğsümüzü karnımızdan ayıran ve akciğerlerimizin altına bitişik büyük bir kas olan Diyafram süratle büzüşerek, çok ani ve hızlı nefes almamızı sağlar. Bu arada boğazımızın üst tarafında, ses tellerimizin bulunduğu kısımda bir kapanma olur ve buradan geçen hava bir an bloke edilir. Bu da 'hıck' şeklinde bir sesin çıkmasına neden olur. Midedeki bir olayla diyaframın ilişkisi, bu iki organdaki sinirlerin birbirine çok yakın hatta iç içe geçmiş olmalarındandır. Bu nedenle en çok yemekten sonra hıçkırırız. Sindirim işlemi bittikten sonra hıçkırık olmaz. Nasıl ve niçin hapşırıyoruz? [PAGE] Hapşırma burun kanallarındaki sinirlerin uyarılması sonucu oluşan psikolojik bir reaksiyondur. Aslında burnumuz nefes almamızda çok önemli bir görev yapar. Hava onun dar kanallarından türbülans oluşturarak geçerken hem ısısı ayarlanır, hem de içindeki toz burada filtre edilir. Buradaki sinirlerin uyarılmasının nedenleri değişiktir. En çok alerjik etkilenmedir ama toz, duman, parfümler hatta aniden ışığa bakma gibi başka birçok nedenleri daha vardır. Hapşırmadan önce sanki bir yerimiz ısırılmış gibi sinir uçlarının ikaz göndermesi sonucu, burnumuzdan önce bir salgı gelir. Bu salgının ardından beyine giden ikaz neticesinde baş ve boynumuzdaki kaslar uyarılarak ani nefes boşanması olayı yaşanır. Ses tellerinin olduğu bölüm önce kapanır ve buradaki havanın basıncı iyice yükselir. Sonra aniden açılarak hava yüksek bir sesle dışarı verilir. Tabii beraberinde burnumuzdaki toz gibi yabancı maddeler ve soğuk algınlığı yaratan mikroplar da... Tırnaklarımız nasıl uzuyor? [PAGE] Genel anlamda tırnaklarımız saçlarımızla ortak bir özellik gösterir. İkisinin de görülen kısımları ölü hücrelerden oluşmuştur ve kompozisyonlarındaki ana madde keratindir. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok önemlidir. Onlar olmasaydı derimizin yumuşak tabakası ile eşyaları tutup kaldıramazdık. El ve ayak tırnaklarımız, derimizin altındaki, tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkarlar. Burada tırnak çok inceleşir ve yarım ay şeklinde beyaz bir renk alır. Kökteki hücreler ölü bir hücre olan keratin üretirler ve yeni hücreler üredikçe ölü tırnağı dışarı doğru iterler. Bu nedenle de aynen saçlarımız gibi tırnaklarımızı keserken de acı duymayız. Tırnaklarımız derimize her iki yandan elastik fiberlerle bağlıdırlar. Bu sayede yanlardan bağlı oldukları halde uzadıkça rahatlıkla ilerlerler. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi beklerler. Erkek ve kadınların el yazıları farklı mıdır? [PAGE] El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi cinsiyeti değil hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır. Niçin her insanın sesi farklı? [PAGE] Sesimizin oluşmasının ana nedeni şüphesiz ses tellerimizdir. Ses tellerinin boyu sesimizin kalınlığını belirler. Ne kadar uzunsalar ses o kadar ince çıkar. Kadınların erkeklere göre avantajları ses tellerinin daha uzun olmalarıdır. Tabii ki ses tellerimiz sesimizin tınısını tek başlarına belirleyemezler. Dudağımız, dişlerimiz, dilimiz olmasaydı ortaya anlaşılmaz rahatsız edici bir gürültü çıkardı. Konuşurken nefes veririz. Bu nefes konuşmanın karakteristiğini etkileyen en az 11 noktadan geçer. Ayrıca kişinin karakteri, havanın akışı ve hızı, ağız ve dudak yapısı da konuşmada etkin faktörlerdir. Ancak tüm konuşma olayının organizatörü beyindeki bir bölgedir. Burada düşüncenin ana yapısı oluşturulur, kulak ve gözlerden gelen sinyallerle birleştirilir ve boğaza sinyal olarak gönderilir. Bu bilgiler Tamer Korugan'ın "Lüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi-1" isimli kitabından derlenmiştir. Çevresel zarar, zayıf beslenme veya hastalıklar nedeniyle zayıflarsa tırnaklar kolayca bükülür. Sağlıklı tırnakların güçlü ve sağlam olması ve kolayca bükülmemesi veya kırılmaması gerekir. Keskin tırnaklara sahip bir kişinin kesin sebebini belirlemek için göz önünde bulundurulması gereken birkaç faktör vardır. Tırnaklar keratinden yapılır. Keratin bir proteindir ve her çivi bu proteinin katmanlarından oluşur. Kurutma sabunları ve sert kimyasalların zarar görmesi gibi çevresel faktörler, zamanla çivileri zayıflatabilir. Ev ve endüstriyel sabun ve kimyasallarla çalışırken eldiven giyilmesi bu nedenle tavsiye edilir. Demir ve diğer beslenme yetersizlikleri, kolayca bükülen zayıf tırnakların bir başka nedenidir. Bu doktora görünüp günlük vitamin alarak tedavi edilebilir. Tırnakla sertleşen bir cila kullanmak, bükülmeyi ve kırılmayı önlemek için acil bir çözümdür ve protein içeren bir cila, tırnakların güçlendirilmesine yardımcı olabilir. Tırnak sertleştirme cilası ayrıca çivileri çevresel hasarlardan korumaya yardımcı olur. Tırnakları nemli tutmak, tırnak kırılmasının diğer bir yaygın nedeni olan kırılgan olmalarını önler. Bükülen tırnakları tedavi etmek için başka bir seçenek, yumuşak veya kırılgan olan zayıf tırnakları güçlendirmeye yardımcı olan biotin takviyeleri almak konusunda bir doktorla konuşmaktır. Kalça eklemini oluşturan leğen kemiği ya da uyluk kemiğinin eklemde meydana gelen daralma ve sürtünmeler ile ortaya çıkan tabloya kalça sıkışması adı verilir. Tedavide öncelikle cerrahi dışı tedavi seçenekleri olan konservatif tedavi seçenekleri EdilmezseİlaçlarAmeliyatıÇocuklardaHangi DoktorTümüKalça Sıkışması Nedir? Oldukça hareketli bir eklem olan kalça eklemi leğen kemiği ile uyluk kemiğinin birleşmesi ile oluşur. Yumuşak dokularla desteklenen ve vücutta oldukça büyük bir yüzey alanı oluşturan kalça eklemi vücudun ağırlığını taşıması sebebi ile oldukça önemlidir. Kalça eklemini oluşturan leğen kemiği ya da uyluk kemiğinin veya her ikisinin birden görülen anormal büyüme ya da eklem yüzeyindeki düzensizlikler sebebi ile bu eklemde meydana gelen daralma ve sürtünmeler ile ortaya çıkan tabloya kalça sıkışması adı verilir. Kalçada sıkışmanın meydana gelmesine nedenine göre gruplandırılabilirKıskaç tip kalça sıkışması Leğen kemiğinde meydana gelen aşırı kemikleşme sonucu uyluk kemiğinde ezilme ile sıkışma meydana gelirKama tip kalça sıkışması Uyluk kemiğinin leğen kemiği ile temas ettiği top şeklindeki baş kısmında meydana gelen kemikleşme sonucu topuz kısmında bozulma ile beraber giden kalça sıkışması tip kalça sıkışması Hem leğen kemiğinde hem de uyluk kemiğinde meydana gelen bozulmalar ile seyreden tiptir. Kalça Sıkışması Belirtileri Nelerdir?Kalça sıkışması gelişmesi durumunda hastalarda uzun süre ağrı gibi herhangi bir belirti olmayabilir. Uzun vadede sıkışmanın meydana getirdiği sürtünmeler ve yıpranmalar nedeni ile kalça ağrısının ortaya çıkması ile kalça sıkışması sendromu adı verilen tablo gelişir. Kalçanın önünde ve kasıkta görülen ağrı genellikle yürüme esnasında ve oturma gibi kalçanın bükülmesine neden olan eylemler sırasında ortaya çıkar. Ayrıca kalça ekleminin hareket açıklığında azalma meydana gelebilir. Başlarda bacak açıklığının fazla zorlandığı hareketler esnasında ortaya çıkan hareket kısıtlılığı zamanla gündelik hareketleri yapamayacak kadar artış gösterir. Uzun vadede ise kalça ekleminde sertlik ve tüm bu şikayetler nedeni ile topallama ortaya çıkabilir. Kalça Sıkışması Nedenleri Nelerdir? Kalça sıkışması genel olarak leğen kemiği ve uyluk kemiğinde ortaya çıkan sorunlara bağlı olarak erkeklerde daha sık görülen sebep olan uyluk kemiğinin baş bölgesi olan küre şeklindeki yapıda meydana gelen şekil bozuklukları sebebi ile ayakkabı bağlama ya da bisiklet sürerken pedal çevirme gibi kalçanın bükülmesine neden olan hareketler esnasında kalça ekleminde takılma meydana gelebilir. Orta yaş kadın hastalarda ise genellikle leğen kemiği çukurunun ön kenarının normale göre fazla uzun olması sonucunda kalça ekleminde meydana gelen bükülmeler esnasında uyluk kemiğinin boyun kısmı leğen kemiği çukuruna çarpabilir. Legg – Calve – Perthes hastalığında ise uyluk kemiğinin baş bölgesinin yeterince beslenmemesi sonucunda bölgedeki kemik dokuda bozulmalar meydana gelebilir ve buna bağlı olarak kalça sıkışması gelişebilir. Bunlar dışında; uyluk kemiğinin leğen kemiğine yakın olan boyun kısmında gelişen kırıklar ve bunların kötü kaynaması, uyluk kemiğinin baş bölgesinden geçirilen ameliyatlar sonucunda da kalça sıkışması sendromu gelişebilmektedir. Kalça Sıkışması TeşhisiKalça sıkışması uzun süre hastalarda şikayetlere yol açmayabilir. Kalçada ağrı ya da hareket yeteneğinde azalma şikayeti ile başvurular sonucunda doktor hastadan hasta öyküsü alarak şikayetlerin neler olduğunu, ne zamandır olduğunu, daha önce kalça ekleminde geçirilmiş herhangi bir ameliyat olup olmadığını sorgular. Fizik muayenede bazı testler yapılabilir. Bu testler hastalığın kalça sıkışma sendromu olduğu tanısını koymasa da sebebin bu olduğuna yönelik ipuçları impingement testi ön sıkışma testi Doktor hastadan muayene masasına sırt üstü yatmasını isteyecektir. Kalçanın ve dizin 90 derece bükülmesi sonrası kalça eklemi yanlara açılır ve içe doğru bükülür. Hastanın ağrısının ortaya çıkması kalça sıkışmasını impingement testi arka sıkışma testi Doktor bu sefer hastadan bacakları serbest olacak şekilde sırt üstü yatmasını ister. Hasta bacağını arkaya doğru gererek sonrasında dışa doğru çevirir. Hastanın bu hareket esnasında ağrı hissetmesi de kalça sıkışmasını düşündürür. Radyolojik görüntüleme yöntemleri kullanılarak kalça sıkışmasının gösterilmesi röntgen grafi Kalça sıkışmasının erken dönemlerinde doğru sonuç vermemekle birlikte özellikle ilerlemiş kalça sıkışmasından şüphe edilmesi durumunda ön – arka kalça grafisi ile yandan uyluk kemiğinin üst kısmının grafisinin çekilmesi tomografi BT Kalça ekleminin 3 boyutlu olarak görüntülenmesini sağlayan yöntem özellikle leğen kemiğinin arkaya doğru şekil değiştirmesini ve aşırı kemikleşmesinin görüntülenmesinde tomografi – Artrografi Kalça eklemi içine kontrast madde enjekte edilmesi sonrası görüntü alınması ile uygulanan yöntemde hem eklem bütünlüğü hem de yumuşak dokuların görüntülenmesi sağlanır. Manyetik rezonans görüntüleme MRG Kalça ekleminin 3 boyutlu görüntülenmesini sağlayan yöntem ameliyat öncesinde cerraha yardımcı olmaktadır. Kalça Sıkışması TedavisiTedavide öncelikle cerrahi dışı tedavi seçenekleri olan konservatif tedavi seçenekleri denenmelidir. Hastalarda hareketlerin düzenlenmesi ve ağrı kontrolü için analjezik ilaçlar adı verilen ağrı kesici ilaçlar ile non steroid anti inflamatuar ilaçlar adı verilen steroid olmayan iltihap azaltıcı ilaçlar reçete edilebilir. Hastalara fizik tedavi programı hazırlanarak kalça sıkışması sendromu egzersizleri ile kalça ekleminin esnetilmesi, kalçanın hareket kontrolünün arttırılması sağlanabilir. Ayrıca transkutanöz elektriksel sinir uyarımı TENS uygulama hem hareket açıklığının arttırılmasını hem de ağrı kontrolünü sağlar. Kalça ekleminin kıkırdak yapısında meydana gelen hasarların tamiri için PRP platelet rich plazma enjeksiyonu da uygulanabilir. Bu yöntemde kişinin kendisinden alınan kanın özel işlemlerden geçirilmesi sonrası sorunlu olan bölgeye küçük iğneler yardımı ile enjekte edilmesi bu uygulamalara rağmen düzelme görülmeyen ve şikayetleri artan hastalarda cerrahi tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi gerekir. Sıkışma tipine ve kıkırdaktaki hasara göre uygun cerrahi yöntem seçilebilir. Erken evrelerde olan hastalarda artroskopik kapalı ameliyat ile tedavi sağlanabilirken hastalarda kalça eklemindeki kireçlenmenin fazla olması durumunda kalça eklem protez ameliyatı gerekebilir. Kalça Sıkışması Tedavi Edilmezse Kalça sıkışması başlangıçta herhangi bir şikayete sebep olmayabilirken ilerleyen süreçte hastalarda şiddetli ağrı şikayetleri ortaya çıkabilmektedir. Hastalarda bu durumda hareket kabiliyetinde azalma görülebilir. Uzun vadede tedavisiz kalan kalça sıkışması bulunan hastalarda leğen kemiğinin uyluk kemiğini örten kıkırdak benzeri yapısında yırtılma, kalça ekleminin yıpranmasına ve koksartroz adı verilen kalça ekleminin kireçlendiği tablo gelişebilmektedir. Kalça Sıkışması İlaçlarıKalça sıkışmasında ağrı şikayeti olan hastalara ağrı kontrolü amacı ile analjezik ilaçlar reçete edilebilir. Analjezik ilaçlardan bazılarıParasetamol Naproksen sodyumİbuprofen Şeklinde vadede eklemin birbirine sürtmesi sonucu bölgede ödem meydana gelme ihtimali olduğu için bu ödemin önüne geçmek amacı ile non steroid anti inflamatuar ilaçlar adı verilen iltihap azaltıcı ilaçlardanDiklofenak Sülfasalazin Azopropazon Reçete edilebilir. Kalça Sıkışması AmeliyatıCerrahi dışı tedavi seçeneklerine rağmen şiddetli ağrı şikayetleri olan, hareket kısıtlılığı ileri seviyede olan hastalarda kalça ekleminde meydana gelen sıkışmanın nedenini ortadan kaldırmak amacı ile cerrahi tedavi seçenekleri kalça ameliyatı ile hastalara en az girişim ile sıkışmanın azaltılması imkanı sağlansa da bu sorunda artroskopik kalça ameliyatı yetersiz cerrahi yönteminde ise uyluk kemiğine giden kanlanmanın bozulmadan kalça ekleminin yeniden hareket yeteneğini kazanması amaçlanır. Bu yöntemde sıkışmanın altında yatan sebebe göre leğen kemiğinde ya da uyluk kemiğinde fazla gelişen kemik parçasının kesilmesi veya törpülenmesi ile meydana gelen fazla temasın önüne geçilir. Total kalça protezi ameliyatı ise kalça eklemindeki kemiklerin yapılarında ciddi bozulmalar meydana gelen hastalarda tercih edilebilir. Bu yöntemde amaç leğen kemiğinde bulunan ve içine uyluk kemiğinin başının yerleştiği yuvarlak oyuntu içine ve uyluk kemiğindeki yuvarlak baş kısmının yerine plastik, seramik ya da metal yapay eklem parçaları konularak kalça ekleminin onarılmasıdır. Çocuklarda Kalça Sıkışması Kalça sıkışması şikayeti çocukluk ve ergenlik döneminde de görünebilen bir durum olup bu dönemde ortaya çıkan kalça sıkışması sendromunda bebeklik ve erken çocukluk döneminde ortaya çıkan uyluk kemiğinin kanlanmasının bozulmasına sebep olan Legg – Calve – Perthes hastalığı, uyluk kemiğinde bebeklik ve çocukluk döneminde mevcut olan ve kemiğin büyümesini sağlayan epifiz bölgesinin yer değiştirmesi ile ortaya çıkan femur başı epifiz kayması, uyluk kemiğindeki açıların daralması ile seyreden Coxa Vara dönemde teşhis edilerek tedavisi sağlanan kalça sıkışması sendromu bu çocukların ileride osteorartrit adı verilen kalça ekleminin kireçlenmesi sonucu hareket kısıtlamasının yaşandığı tablonun önüne geçilmesi acısından oldukça önemlidir. Bu yaş grubundaki kalça sıkışması hastalarında da tedavi seçenekleri hastanın durumuna, hastalığın derecesine ve hareket kısıtlılığının miktarına göre değerlendirilir. Cerrahi dışı tedavi seçenekleri ve yakın takip ya da cerrahi ile tedavi seçeneklerinden uygun olanı hastaya Sıkışması için Hangi Doktora Gidilir? Kalça ekleminde özellikle yürüme, pedal çevirme, oturma gibi kalça ekleminin bükülmesine neden olan hareketler esnasında kalça ve kasık ağrısı, kalça ekleminin hareket kısıtlılığı gibi şikayetleri olan hastaların ortopedi ve travmatoloji bölümünde ortopedi ve travmatoloji uzmanına ya da fiziksel tıp ve rehabilitasyon bölümünde fiziksel tıp ve rehabilitasyon doktoruna muayene olmaları faydalı buldun mu?00 Kuğu boynu deformitesi, özellikle romatoid artrit nedeniyle ortaya çıkan el parmaklarının şekil bozukluğudur. Parmaklar kuğu boynuna benzer bir görünüm kazanır. Altta yatan nedenin bilinmesi oldukça yazıda; kuğu boynu deformitesi nedir, kuğu boynu deformitesinin nedenleri ve belirtileri nelerdir, kuğu boynu deformitesinin teşhisi ve tedavisi nasıl yapılır sorularının kapsamlı yanıtlarını Boynu Deformitesi Nedir?Kuğu Boynu Deformitesi Nedenleri Nelerdir?Parmakların Hangi Bölümleri Etkilenir?Kuğu Boynu Deformitesi Belirtileri Nelerdir?Kuğu Boynu Deformitesinin Teşhisi Nasıl Yapılır?Kuğu Boynu Deformitesi Nasıl Tedavi Edilir?Kuğu Boynu Deformitesi Nasıl Yönetilir?Kuğu Boynu Deformitesi Nedir?Kuğu boynu deformitesi, el parmaklarındaki yapıları etkileyen ve şekil bozukluğuna yol açan bir hastalıktır. El parmaklarındaki eklemleri çeşitli nedenlerle alışılmadık pozisyonlara eğildiği interfalangeal eklemde PIF hiperekstansiyon deformitesi, distal interfalangeal ekleminde DIF ise hiperfleksiyon deformitesinin olduğu bir görünüm boynu deformitesinin gerçekleşmesi için parmakların PIP proksimal interfalangeal eklem eklemi etrafındaki ligamentlerin üzerinde aşırı stres olmalıdır. Stres nedeniyle ligamentler gevşer ve sonrasında PIP eklemi aşırı gerilir. Sonuç olarak PIP eklemi avuç içine doğru birlikte avuç içine en uzak konumdaki parmak eklemi olan DIP eklemi distal interfalangeal eklem parmak ucunu avuç içine doğru büker. Sonuç olarak kuğu boynu deformitesi olarak adlandırılan anormal parmak yapısı ortaya anormal şekil yüzünden şunlar gerçekleşirNesneleri kavramak zorlaşırEli yumruk yapmak zordurİnce el işleri yapılamazParmakların hareketleri kısıtlanırParmak hareketleri nedeniyle ağrı oluşabilirKuğu boynu deformitesi, ellerin bazı temel fonksiyonlarını kaybettiği bir sakatlık olarak görülmektedir. Eller sınırlı şekilde kullanılabilir ve zaman zaman ağrı boynu deformitesinin tedavisi için hem cerrahi hem de medikal seçenekler mevcuttur. Yazımızın ilerleyen bölümlerinde daha detaylı açıklamaları Boynu Deformitesi Nedenleri Nelerdir?Kuğu boynu deformitesinin birçok farklı nedeni olsa da en yaygın nedeni romatoid artrittir. Diğer olası nedenler aşağıdakilerden herhangi biri boynu deformitesinin nedenleri şunlardırRomatoid artritSklerodermaPsöriatik artritİnmeParkinson hastalığıTedavi edilmeyen çekiç parmakParmaklardaki kötü iyileşen kırıklarPIP eklemeni çevreleyen kasları zayıflatan travmalarKas spazmlarına yol açan sinir hasarıYaralanma sonucu el kaslarının gerilmesiGevşek parmak ligamentleriYırtılmış parmak tendonlarıEhler-Danlos sendromuKuğu boynu deformitesinin ortaya çıkması için bir dizi süreç gerekir. Parmaklardaki ana ligament olan volar plak avuç içinde bulunan çok fazla gevşediğinde oluşur. Bu sayede PIP eklemi yukarıya dönükleşir. Ayrıca DIP ekleminin aşağıda doğru eğilmesine neden hastalık çoğu zaman romatoid artrit ile ilişkilidir. Romatoid artrit RA, vücuttaki pek çok noktada iltihaplanmaya yok açar. Özellikle eklemler üzerinde iltihaplanma oluşturarak avuç içindeki ligamentleri ve eklemleri artrit volar plakayı zayıflatarak anormal dokular oluşturur. Bu iltihaplanma ile birlikte parmak kemikleri, kıkırdaklar, tendonlar ve bağlar da zarar parmak yaralanmaları nedeniyle de kuğu boynu deformitesinin oluşabileceğini bilmelisiniz. Travma ve yaralanma ile eklem hasarı oluşur. Bu durum gerilmiş kaslara neden olarak deformite Hangi Bölümleri Etkilenir?Parmakların birkaç adet bileşeni vardır. Kuğu boynu deformitesi, bunlardan bazılarını etkiler. Aslında bu deformite insan parmaklarına ait yapıların çoğunu etkilerParmak kemiklerinin her biri phalanks’larProximal ve distal interfalangeal eklemlerTendonlarLigamentlerKuğu boynu deformitesi, proksimal ve distal interfalangeal eklemlerin yapısının bozulması ve doğal olmayan taraflara yönelmesi ile oluşur. İlerleyen süreçte parmaklar düz bir pozisyona orta eklemi PIP olarak adlandırılır ve aşağıya dönük hale gelebilir. Parmağın uç eklemi DIP olarak adlandırılır ve bükülerek yukarıya rahatsızlık baş parmağı etkilemez. Baş parmağınızda benzer tarzda bir bükülme var ise bu durum çekiç parmak ile ilişkili boynu deformitesi örnekleri – Boynu Deformitesi Belirtileri Nelerdir?Kuğu boynu deformitesinin ileri aşamalarında görsel olarak da rahatça tanınabilen belirtiler görülür. Parmaklarda kuğu boynuna benzer şekilde bükülme belirtiler daha öncesinde ortaya çıkarParmak eklemlerini bükerken ortaya çıkan ağrıParmakların dışa doğru açılmasında güçlükParmakların içe doğru bükülmesiParmak eklemlerindeki ve tendonlardaki bozulma nedeniyle uzun bir süreçte parmağın şekli kuğu boynuna boynu deformitesinin çoğunlukla Romatoid artrit nedeniyle ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu deformite oluşmadan önce Romatoid artrit belirtilerini artrit belirtileri şunlardırEklemlerde ağrıEklemlerde sertlikEklem problemlerin özellikle sabah saatlerinde görülmesiEklemlerin şeklinde bozulmaYorgunluk ve halsizlikDeri altında gözlenen yumrularAralıklı hafif ateşKuğu Boynu Deformitesinin Teşhisi Nasıl Yapılır?Kuğu boynu deformitesinin daha ortaya çıkmadan önce olabileceği öngörülebilir. Bu el rahatsızlığının ortaya çıkması için bazı ciddi hastalıkların uzun bir süreci gerekiyor. Kişiler çoğunlukla bu hastalıkların kuğu boynu deformitesini çoğu zaman gözle veya fizik muayene ile tanıyabilir. Distal ve proksimal eklemlerinizi takip ederek bir dizi muayene bu görünümün kuğu boynu deformitesine ait olduğunu belirledikten sonra altta yatan hastalığın teşhis edilebilmesi için bazı testler yapmanız büyük kısmında şu hastalıklar vardırRomatoid artritSklerodermaPsöriatik artritKuğu boynu deformitesine sahip insanlar için en olası neden romatoid artrittir. Altta yatan neden romatoid artrit değilse, doktorunuz diğer hastalıkları elemek için bir dizi testler ve görüntülemeler yapacaktır. Ayrıca parmaklarınızda bir yaralanmanın olup olmadığını Boynu Deformitesi Nasıl Tedavi Edilir?Kuğu boynu deformitesinin erken aşamalarda tespit edilmesi oldukça önemlidir. Bu rahatsızlığın tedavisi, durumun ciddiyetine bağlı olarak değişiklik tedavi yöntemleri arasında invaziv olmayan veya invaziv olan yöntemler bulunmaktadır. İnvaziv olmayan yöntemler arasında çeşitli fizik tedavi metotları ve splintler yöntemler arasında cerrahi teknikler yer alır. Yumuşak dokunun onarımından parmak eklemini değiştirmeye kadar uzanan bir süreci kuğu boynu deformitesinin tedavisi için en uygun tedavi yöntemini size önerecektir. Tedavi sonrasında parmaklarınızı tekrar işlevli olarak kullanabilirsiniz. Mevcut tedavi yöntemleri şunlardır Fizik Tedavi Uygulamaları Kuğu boynu deformitesi tedavisi için ilk seçenek tedavi yöntemi büyük çoğunlukla fizik tedavi uygulamalarıdır. Fizik tedavi uygulamaları ile parmaklarınızı ve ellerinizi daha dengeli tutabilir, güç ve hareketlilik kazandırabilirsiniz. Bu amaçla çeşitli egzersizler, esnetme yöntemleri ve masajlar tedavi ile proksimal ve distal interfalengeal eklemlerinize yönelik uygulamalar yapılacaktır. Bu tedavi yöntemi parmak cerrahisi sonrasında da uygulanabilmektedir. Atel veya Splintler Kuğu boynu deformitesinin tedavisi için doktorunuz tarafından atel ve splintler önerilebilir. Atel veya splintleri çoğu zaman fizik tedavi egzersizleri sonrasında kullanmanız veya splintler günlük yaşantınıza uygun olacak şekilde ayarlanır. Bazıları günün belli bir kısmında kullanılacak türden olsa da, özellikle parmak ve el atelleri tüm gün kullanılacak şekilde tasarlanabilir. Yumuşak Doku Onarımı Yumuşak doku onarımı, parmağın orta eklemi çevresinde yer alan cilt, bağ ve tendonları düzelmeyi amaçlayan bir ameliyat türüdür. Genelde orta derecede olan kuğu boynu deformitesi vakalarında cerrahi ile gevşeyen bağ ve tendonlara gerekli destek sağlanır. Parmağın şeklini engelleyen yapılar ortadan kaldırılır. Çoğunlukla yüz güldürücü sonuçlar elde edilir. Eklem Artroplastisi Kuğu boynu deformitesinin düzeltilebilmesi için eklemin değiştirilmesi gerekebilir. İlerleyen vakalarda parmağın PIP ekleminin değiştirildiği bir tedavi eklemi çok sertse ve diğer tedavi yöntemleri ile başarı sağlanamadıysa eklem artroplastisi sizlere önerilebilir. Ameliyat esnasında yumuşak dokular da uygun şekilde tamir artroplastisinden sonra parmaklarınızı hareket ettirmeniz kolaylaşacaktır. Yeni eklem yüzleri zaman içerisinde aşınabilir. Parmak Eklemi Füzyonu Parmak eklemi füzyonu, eklemin birbirine kaynaştırılarak artık hareket edemez hale getirildiği bir tedavi çeşididir. Özellikle çok ileri düzeydeki vakalarda sonrasında parmak eklemleri hareket edemeyecek ve düz kalacaktır. Özellikle yoğun ağrı yaşayan bireyler için Boynu Deformitesi Nasıl Yönetilir?Cerrahiden sonra iyileşme süreci değişkenlik gösterebilir. Ortalama olarak 1-6 ay gibi bir sürede parmak fonksiyonları büyük oranda geri kazanılır. Fizik tedavi uygulamalarına uygun davranarak bu süreyi daha da esnasında atel veya splintleri kullanmaya devam etmelisiniz. Doktorunuzun önerilerine dikkat etmeli ve gerekli aralıklarla kontrollerinize boynu deformitesi oluşumuna yol açan durum bir travma ise, kişi muhtemelen tedaviden sonra bir daha bu durum ile yatan neden romatoid artrit ise, bu deformitenin tekrar ortaya çıkabileceği bilinmelidir. Hastaların birkaç kez tedavi görmeleri gerekebilir.

tırnaklar neden içe doğru bükülür